Vitaminler Hakkında Bilgi Ve Vitaminlerle Sağlıklı Kilo Verme Alma...

Ana Sayfa Kilo Alma Vitamin Çeşitleri Diyet

Kategoriler

Popüler Yayınlar

Abdullah Tivnikli

18 Kasım 2008 Salı

Abdullah Tivnikli: Türkiye için bir yatırım stratejisinin oluşmasına yardımcı olmayı amaçlıyoruz;

ANKARA - Kuveyt Türk Katılım Bankası Başkan Yardımcısı Abdullah Tivnikli, dünyada yabancı yatırımı ülkeye çekme konusunda başarılı olmuş örnekleri ülke gündemine taşıyarak, Türkiye için en uygulanabilir yaklaşımları ortaya çıkarmayı amaçladıklarını kaydetti.

Kuveyt Türk Katılım Bankası "Yabancı Yatırım Teşvik Modelleri Araştırma Platformu"nun düzenlediği toplantılar dizisinin ilki, "İsviçre Modeli ve Türkiye İçin Değerlendirmeler" başlığı altında Ankara Sheraton Oteli`nde gerçekleştirildi. Toplantıda bir konuşma yapan Tivnikli, Kuveyt Türk`ün, Yabancı Yatırım Teşvik Modelleri Araştırma Platformu`nu kurarak, ülkeye yabancı yatırım çekme konusunda çalışma başlattığını söyledi. Bu kapsamda, bir çok başarılı ülkenin yatırım promosyon yetkililerini Türkiye`de ağırlayacaklarını ve geliştirilen staretejileri öğreneceklerini anlatan Tivnikli, amaçlarının Türkiye için bir yatırım stratejisinin oluşmasına yardımcı olmak olduğuna dikkat çekti.

Tivnikli, toplantılar dizinin ilkinde İsviçre modelinin ele alınacağını belirterek, son 5 yılda Avrupa`ya gelen yabancı şirketlerin yüzde 55`inin İşviçre`yi tercih ettiğini, İsviçre`ye yapılan doğrudan yatırım tutarının da 55 milyar doları aştığını söyledi. Tivnikli, aynı dönemde 70 milyonluk Türkiye`nin çektiği doğrudan yabancı yatırım tutarının ise sadece 13.7 milyar dolarda kaldığına işaret ederek, "Kuveyt Türk Bankası, yabancı sermayeli bir banka. Ancak diğer yabancı sermayeli bankalardan bir farkımız da bulunuyor. O da adımızdaki Türk kelimesi. Biz bu kelimenin sorumluluğunu bilen bir grup olarak, Türkiye`yi geleceğe taşıyacak stratejilerin oluşturulmasına katkıda bulunmak isiyoruz" dedi.

Batı İsviçre Yabancı Sermaye Teşvik Dairesi Başkanı Francis Sermet de, İsviçre`de çok uluslu şirket sayısının oldukça fazla olduğuna işaret ederken, ülkede yatırımlar açısından çok iyi bir ortam sağlandığını belirtti. Türkiye açısından da yabancı sermayenin, ülke kalkınması ve küreselleşmede önemli bir rol oynadığını belirten Sermet, bu kapsamda ülkeye yatırımı çekmek için gerekli adımların atılması gerektiğini ifade etti.

Abdullah Tivniki bugünekadar neler yapmış ülkemiz için yapmış olduğu çalışmaklar gibi biçok haber buadreslerden ulaşabilirsinz.

http://www.denizticaretgazetesi.org/index.php?yazar=38&sira=3
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=93921
http://www.uludagsozluk.com/k/abdullah-tivnikli/
http://baybul.com/baybul-sozluk/671571-abdullah-tivnikli.html
http://www.trinvest.com/nshow.php?newsId=1215&pageId=6&categoryId=25
http://www.ekoayrinti.com/news_detail.php?id=11789
http://news.google.com.tr/news?hl=tr&q=abdullah+tivnikli&um=1&ie=UTF-8&sa=X&oi=news_result&resnum=11&ct=title
http://www.ensonhaber.com/Ekonomi/159012/kuveyt-turk-un-becerikli-abdullah-i.html
http://www.btdunyasi.net/index.php?module=news&news_id=5396&cat_id=39
http://www.lisem.net/tag/abdullah-tivnikli/
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10204844
http://press.jrc.it/NewsExplorer/entities/bg/936641.html

http://www.cnnturk.com/2008/turkiye/11/15/tartisilan.isim.tivnikli.telekom.yonetiminde/500687.0/index.html
http://www.haberler.com/telekom-ihalesinde-onemli-rol-oynadim-enerjiye-1-4-haberi-yazdir/
http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=ekonomi&KategoriID=3&ArticleID=1016355&Date=15.11.2008&b=Tivnikli,%20Telekom%20yonetiminde
http://www.twf.org.tr/yonetim_kurulu.asp
http://www.denizticaretgazetesi.org/index.php?yazar=38&sira=2
http://www.jumptags.com/tag/Abdullah%20Tivnikli
http://yazarlar.diyalogo.com/main.ovt?aid=5000000000039149
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=135458,6
http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=22399
http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2008/Kasim/15/Haber_509885.aspx
http://www.kanaldhaber.com.tr/haberdetay.aspx?haberId=22485&catId=32
http://www.turkcebilgi.net/haberler/kose-yazilari/evet-becerikliyim-telekomun-fiyatini-25-milyar-dolar-yukselttim-256122.html
http://www.rotahaber.com/haber/20081027/Evet-Becerikliyim-Telekomun-fiyatini-25-milyar-dolar-yukselttim.php
http://www.turkmedya.com/V1/Pg/ColumnDetail/ColID/16733
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=110651
http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1016355&b=Tivnikli,%20Telekom%20yonetiminde
http://www.istegundem.com/news_detail.php?id=22070
http://www.patronlardunyasi.com/news_detail.php?id=53032
http://www.sondakika.com/haber-turk-telekom-ve-oger-telecom-dan-ortak-aciklama/
http://www.dinihaber.net/?p=552
http://www.ekoayrinti.net/news_detail.php?id=10281
http://www.rehberalem.com/kategori_haber.php?kategori_haber_id=225
http://www.resim35.com/resim/Tivnikli/0/2
http://www.stargazete.com/ekonomi/17-milyar-ytl-lik-yatirim-surprizi-147970.htm
http://www.bugun.com.tr/yazar.asp?yaziID=45719
http://www.ineboluhaber.com/detay.asp?id=727
http://www.ticaret.name/tag/ortak
http://www.hurriyet.de/?navi=sonarticle&banner=0&docid=10319669&cat=3207
http://www.haberkusagi.com/newsfull_2008.asp?id=77466&r=11.11.2008+12%3A58%3A18
http://www.hurhaber.com/news_detail.php?id=155429
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=208518
http://www.mediacatonline.com/tr/news/details.asp?id=7694
http://www.korsanhaber.com/haber.asp?haber=28704
http://forum.donanimhaber.com/m_27800757/printable.htm
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=760523&title=dokunulmazlik-zirhina-siginip-telekoma-saldiranlar-sessiz-kalmamizi-beklemesin
http://arsiv.sabah.com.tr/2008/11/15//haber,83202A2F5BFD4698AE78515609C7E6CE.html
http://www.businessweek.com.tr/general/sonsayi.asp?contID=2667
http://ramazan.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1016344&b=
http://www.radikal.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=908427
http://yardimci.bloggum.com/yazilar/tag/tivnikli/
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=93921


yedikuleden sevgilerle

Labels:

Vitaminlerin Hepsi Ve Vitamin Çeşitleri

Vitaminlerin Hepsi Ve Vitamin Çeşitleri Hakkında Bilgi Alablirsiniz

A vitamini , B vitamin , C vitamini , D Vitamini , E Vitamini , P Vitamini , Kalsiyumlar ,Proteinler , Mineraller , K Vitamini , B1 Vitamini , B2 Vitamini , B3 Vitamini , B5 Vitamini , B6 Vitamini , B8 Vİtamini , B9 Vitamini , B12 Vitamini Vb Tüm Vitamin Ve Vitamin Çeşitleri Bu Sitede Yer Almaktadır..
Vitaminler, vücudun metabolik gereksinimleri için vazgeçilmez olan ve vücutta yeterince ya da hiç elde edilemediği için dışarıdan alınması gereken küçük organik moleküllerdir. Klasik olarak vitaminler, yağda ve suda eriyenler biçiminde iki gruba ayrılır. Yağda eriyen vitaminler yağlarda, pişmemiş sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balık karaciğeri ve balık yağında, kaymak ve süt gibi yağlı besinlerde bulunur.
Genelde safra gibi emülsiyon yapıcı maddelerin varlığında bağırsaktan emilerek kan dolaşımına geçer ve proteinlere bağlanarak karaciğerde birikirler.
Yağda eriyen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir.
Suda eriyen vitaminler B grubu vitaminler ile C vitaminidir.Bunlar bağırsaktan emildikten sonra böbrek yoluyla atılır.Vitamin yoksunluğuna bağlı olarak gelişen hastalıklara avitaminozlar denir.Günümüzde B grubu vitaminlere ve folik asit eksikliğine bağlı olarak gelişen hastalıklar daha çok geri kalmış bölgelerde görülür ve genel beslenme bozukluğunun bir yönünü oluşturur.
Bütün vitaminlerin molekül yapısı ayrıntılı olarak belirlenmiş olduğundan, bunların belirli ya da bütün vitaminleri içeren haplar biçiminde üretimi olanaklı hale gelmiştir.

A vitamini (retinol veya akseroftol)

Yalnızca hayvanlarda bulunan ve yağda eriyen doymamış bir alkoldür.Sütte, yumurta sarısında, ton ve morina balıklarının karaciğer yağında (balıkyağı) bulunur.Havuç ve havuç benzeri sarı-turuncu renkli sebzelerde A vitamininin ön maddeleri vardır.
A vitamini eksikliğinde gözde ve deride keratoz, kseroftalmi (göz akı ve korneanın parlaklığını kaybederek kuruması), foliker hiperkeratoz ( deri hastalığı) ve gece körlüğü görülür.

D vitamini

Daha etkili olduğundan tedavide daha çok kullanılan D2 vitamini (ergokalsiferol) ve D3 vitamini (kolekalsiferol) olmak üzere iki tipi vardır.Molekül yapısı steroidlerle aynıdır.D2’ nin kaynağı deridir; derideki 7- dehidrokolestrol, mor ötesi ışınların etkisiyle vitamin D2’ ye dönüşür. D3 vitamininin kaynağı besinlerdir; daha çok et, süt ve yumurta sarısında bulunur.
Normal olarak güneş ışığı alan insan vücudunda D vitamini yeterince üretilir. Ama yenidoğanlarda, büyüme çağındaki çocuklarda, gebelik ve süt emzirme dönemlerindeki kadınlarda besinlerle dışardan daha fazla miktarda alınması gerekir.
D vitamini eksikliğinde çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalazi (kemik yumuşaması) gelişir.

E vitamini (alfa-tokoferol)

Başta tahıl olmak üzere ıspanak, kabak, lahana, marul gibi yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur. İnsanda karaciğerin yanı sıra yağlı dokularda, böbrekte, kalpte, kaslarda ve böbreküstü bezi kabuğunda depolanır. Fazla olan bölümü idrar ve dışkıyla atılır. Antioksidan özellik gösterir.
E vitamini eksikliği son derece ender görülür ve kansızlık biçiminde ortaya çıkar.

K vitamini

Sebzelerin yeşil bölümünde, ıspanakta, kabakta, marulda, yeşil domateste, çam ignesinde, yeşil biberde bol bulunur. K vitamini insan bağırsağındaki bir grup bakteri tarafındanda üretilir. K vitamininin tamamına yakını kullanılır, yanlızca küçük bir bölümü karaciğerde depolanır.
K vitamini eksikliği son derece nadirdir ve kafada, sindirim sisteminde, idrar yollarında, akciğerlerde ve deride kanamalara yol açar. K vitamini yanlızca kanamalı hastalarda eksikliğini gidermek için kullanılır.

B vitamini

Suda eriyebilen, molekül yapılarında bir azot atomu bulunan, bazı enzim sistemlerinin etkinliğini arttırıcı koenzimler olarak işlev gören 15’ e yakın değişik maddeden oluşan bir vitamin gurubudur.

B1 vitamini (tiyamin)
Buğday başağı, kepek, bira mayası, sebzeler gibi bir çok besinde bol miktarda bulunur. Memelilerin karaciğer, böbrek, kalp, beyin ve bağırsaklarında az miktarda bulunur. Sebzelerin pişirilmesi, sütün kaynatılması ve sterilize edilmesi (mikroptan arındırılması) çok miktarda tiyamin kaybına yol açar. Tiyamin ince bağırsaklardan etkin taşınma mekanizmasıyla emilir. Vücutta depolanmaz ve kullanılmayan bölümü yemekten üç saat sonra böbrekler yoluyla tamamen dışarı atılır.
B1 vitamini yetersizliğine bağlı olarak gelişen hastalık tablosunda depresyon, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması, hipotoni (kas gevşekliği) ve anoreksi (iştahsızlık) yer alır.

B2 vitamini (riboflavin)
Hayvansal besinlerde, bira mayası, buğday başağı, yeşil sebzeler, havuç, enginar, fındık, yerfıstığı ve mercimek gibi bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur.
B2 vitamini eksikliğinde protein oluşması azalır ve deride yaralar, sinirsel bozukluklar ve göz bozuklukları biçiminde ortaya çıkar.

B3 vitamini (nikotinamid veya PP vitamini)
Hayvansal besinlerin yanısıra kabuklu buğday, limon, kabak, soya, domates, patates, bira mayası, hurma, incir, portakal gibi bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur.
B3 vitamini eksikliğinde deriyi, sinir sistemini ve sindirim sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar.

B5 vitamini (pantotenik asit)
Doğada çök yaygındır.Yumurta, karaciğer, kalp, süt, bal, bira mayası, kabak, tahıllar, sebzeler, havuç, portakal, mantar ve taze meyvelerde bolca bulunur.
B5 vitamini eksikliği çok enderdir. Bu durumda hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü), anemi (kansızlık), lökopeni (kanda alyuvarların az olması), dermatit (deri iltihabı), mide-bağırsak rahatsızlıkları, kas krampları, hareketlerde uyumsuzluk, asteni, uyku bozuklukları ve iştahsızlık ortaya çıkar.

B6 vitamini (piridoksin)
Hayvansal ve bitkisel besinlerde düşük dozda bulunur.
B6 vitamini eksikliği son derece enderdir.Bu durumda deri, sindirim sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkar.

B8 vitamini (biyotin ya da H vitamini)
Karaciğerde, yumurta sarısında, bira mayasında, pirinç kabuğunda ve yeşilliklerde bulunur.
Eksikliği yanlızca uzun süre çiğ yumurta beyazı tüketiminde ya da bağırsak florasını ortadan kaldıran sülfamitlerin ve antibiyotiklerin çok fazla alınmasından sonra görülür.Bu durumda dermatit (deri iltihabı), iştahsızlık, zayıflama, depresyon ve kas ağrıları ortaya çıkar.

B9 vitamini (folik asit)
Bitkilerin yeşil bölümlerinde, kabakta, lahanada, ıspanakta, yeşil sebzelerde, patateste, havuçta, bira mayasında, sütte, yumurtada, peynirde ve karaciğerde bol miktarda bulunur.
Gelişmiş ülkelerde eksiklik sendromuna hiç rastlanmaz.Bu tablo yanlızca emilim bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Folik asit eksikliğinde megaloblastik anemi denen bir kansızlık biçimi gelişir. Emilim bozukluğunda ise kansızlığa, glossit (diz iltihabı), stomatit (ağıziçi iltihabı) ve ishal eşlik eder.

B12 vitamini (kobalamin)
Karaciğerde, sütte, yumurta akında, peynirde, balıkta, ette ve karideste bol miktarda,bitkilerde ise son derece az miktarda bulunur.
B12 vitamini eksiklği, folik asit eksikliğinde olduğu gibi, alyuvar yapısında biçim bozukluğuna yol açarak persinyöz ya da megaloblastik anemi denen kansızlığa neden olur.Ayrıca sindirim sistemi düzeyinde ve epitel dokunun beslenmesinde bazı etkileri görülür. Kansızlığın yanı sıra hafif sarılık, iştahsızlık, ishal, parestezi (karıncalanma) ve uyuşma gibi duyumsama bozuklukları, ataksi, işitme siniri iltihabı ve zihinsel bozukluklar ortaya çıkabilir.

C vitamini (askorbik asit)

İnsanlar tümünü dışardan almak zorundadır.Turunçgillerde bol miktarda, ayrıca taze sebzelerde, maydonozda, kabakta, soğanda ve domatesde bulunur.
C vitamini eksikliğinde skorbüt denen ve kıl diplerinde kanamalı döküntüler, dişeti kanamalarıyla belirlenen hastalık ortaya çıkar.

P vitamini

Doğada bol bulunur.Bir çok P vitamini faktörü kanamalı skorbüt tedavisinde C vitaminiyle sinerjik (arttırıcı) etki gösterir.Ayrıca hepsi direncin artmasında ve kılcal damar geçirgenliğinin azalmasında önemli rol oynar.

Vitaminlerin Hepsi Ve Vitamin Çeşitleri Hakkında Bilgi Alablirsiniz

A vitamini , B vitamin , C vitamini , D Vitamini , E Vitamini , P Vitamini , Kalsiyumlar ,Proteinler , Mineraller , K Vitamini , B1 Vitamini , B2 Vitamini , B3 Vitamini , B5 Vitamini , B6 Vitamini , B8 Vİtamini , B9 Vitamini , B12 Vitamini Vb Tüm Vitamin Ve Vitamin Çeşitleri Bu Sitede Yer Almaktadır..

Vitamin Çeşitleri, Vitamin Türleri, A Vitamini,B Vitamini , C Vitamini ,D vitamini, E Vitamini , Vitamin



Labels:

Lahana Çorbası Kapsülü Nedir Hakkında Bilgi

17 Kasım 2008 Pazartesi

Lahana Çorbası Kapsülü Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede YEr ALmaktadır.
Bugüne kadar ancak zahmetli pişirme yöntemleri ve katı rejimler yoluyla elde edilen sonuca, bu süper kapsüller sayesinde kolaylıkla ulaşacaksınız, Çünkü Lahana Çorbası Kapsülleri, normal lahana çorbasından 3 kat daha fazla zayıflatıcı etkisi olan madde içermektedir. Her bir kapsülde zayıflatıcı etkisi olan maddeler yüksek oranda konsantre edilmiş olarak bulunmaktadır. Bu maddeler
vücutta anında aktif hale gelip doğal yolla etkisini gösterir;yağları çözer ve karın, bel, bacak ve kalçadaki fazla kiloların atılmasını sağlar. Vücuttaki yağ fazlası dışarı atılır. Bu yağ çözücü etkiden dolayı Lahana Çorbası Kapsülleri zamanın en doğal yağ yakıcısı sayılmaktadır. Çok kısa bir süre içerisinde kilolarınızdan bir bir kurtulacaksınız; üstelik kalıcı olarak yo-yo etkisi olmaksızın life Elafits Lahana Çorbası Kapsülleri, normal lahana çorbasından 3 kat daha fazla zayıflatıcı etkisi olan madde içermektedir;çünkü her kapsülde 3 tabak lahana çorbası konsantresi bulunmaktadır. Her yemekten 20 dakika önce bol su ile alınan kapsül midede açılarak alınan besinlerde bulunan yağların vücuda emilimini engellemekte; vücudun enerji ihtiyacı da mevcut depo yağlardan kullanılarak yağ yakılması sağlanmaktadır.Bu yağ çözücü etkiden dolayı Lahana Çorbası Kapsülleri zamanın en doğal yağ yakıcısı sayılmaktadır.

Labels:

Vitaminler Nedir Hakkında Bilgi



Vitamin sözcüğü Polonyalı, biyokimyacı Casimir Funk tarafından 1912′de kullanılmıştır. Vita Latince, hayat demektir, -amin son eki ise amin sözcüğünü kastetmektedir. Zira o dönemde tüm vitaminlerin amin oldukları sanılmaktaydı. Bugün bunun yanlış olduğu bilinmektedir.

Vitaminler besinlerimizde bulunmadığı zaman, metabolizmada bozukluklara yol açabilirler. Vitaminler vücudun sağlıklı gelişimi, sindirim fonksiyonları, enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazanması açısından oldukça gereklidir. Ayrıca vücudumuzun karbonhidrat, yağ ve proteini kullanmasını da sağlarlar.

Vitaminler vücutta “yakılmaz”, yani vitaminlerden doğrudan enerji (kalori) alınmaz. Vücut, her vitaminden gerekli olan miktarın kan dolaşımında sürekli mevcut olmasını sağlar. Suda çözünen vitaminlerin fazlası vücut sıvıları ile atılırken, yağda çözünen vitaminlerin fazlası ise yağ dokusunda depolanır. Depolandıkları için yağda çözünen vitaminlerin aşırı dozu zararlı olabilir. Özellikle vitamin A ve D’nin tüketiminde dikkatli olmak gerekir. Vitaminler bütün hücrelerde az miktarda depolanır. Bazı vitaminler ise büyük ölçüde karaciğerde depolanır. Örneğin karaciğerde depolanan A vitamini hiç vitamin almayan bir kişiye 5-10 ay kadar yetebilir ve karaciğerin D vitamini deposu dışarıdan hiç D vitamini almayan bir kişi için genellikle 2-4 ay kadar yeterlidir.

Suda çözünen vitaminlerin vücutta depolanma oranı nispeten düşüktür. Bu, özellikle B vitaminlerinin birçoğu için geçerlidir. B kompleks vitaminleri eksik alan bir kişide bu eksikliğin belirtileri bazen birkaç günde ortaya çıkar. B12 vitamini bunun dışındadır, çünkü B12′nin karaciğerdeki deposu kişiye bir yıl veya daha uzun süre yetebilir. Suda çözünen bir başka vitamin olan C vitamininin yokluğu birkaç haftada belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. C vitamini eksikliğinden kaynaklanan skorbüt hastalığı ise 20-30 hafta içinde ölümle sonuçlanabilir.



Labels:

Mineral , Minerals Bulunduğu Yerler

16 Kasım 2008 Pazar

Minerals


Mineraller, dünyanın 'Yapı taşları'ıdır.
Biz, çok fazla mineralleri kullanırız. Biz hatta, bazılarını yeriz! Bütün mineraller, yapılır, küçük taneciklerden, atomları çağırdı. Bazı mineraller, magmadan oluşturulur. Bu mineraller, ateşle ilgili kayalardır. Yılların bitmiş milyonlarcası, ateşle ilgili kayalar, tortul kayaları oluşturur.

Minerallerin, nerede bulunduğu


Minerallerin, nerede bulunan mineraller olduğu, dünyanın her yerinde bulunur. Zümrütler çoğunlukla, Columbia'da bulunur. En çok topaz, Brezilya'da bulunur. Bir mineral, elmasın, bulunduğunu çağırdı, bir kayada, kimberliteyi çağırdı. Kimberlite için başka bir isim, bluegrounddur.

Mineral , Minerals Bulunduğu Yerler ve Minerals, Mineraller Bunlar Hakkında Bilgiyi Bu Sitede Mevcuttur.

Labels:

Şifalı Bitkiler Nedir Acıklama Yararları

Şifalı Bitkiler Önemli Hastalıkların Dostudur . Doktorlar Tarafından Yapılmazlar Ama Tüm Rahasızlıklara Çaredir Şiflı Bitkiler. Şifalı Bitkiler Önemli Gereksinimdir Hastalıklara Çaredir.


Önemli hastalıkların tedavisi mutlaka uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmelidir, ancak ufak tefek her rahatsızlıkta da kişinin hemen doktor kontrolüne girmesi gerekmeyebilir. Şifalı Bitkiler Sitesi size bu konuda yardımcı olacaktır. Size bitkileri tanıtacak, etkinlik biçimleri hakkında bilgilendirecek ve bitkileri doğadan kendi ellerinizle toplayıp kurutmaya sizi davet edecektir. Bu arada da sık sık, şifalı bitki çayları ile kişinin kendini tedavi edebilmesinin ayrıntıları ve sınırları hakkında sizleri uyaracaktır. Bitki çayları ve tentürleri etkili ve zararsız ilaçlardır. Ama önemli hastalıklarda ancak, bir uzmanın uyguladığı tedaviye eşlik edebilir veya onu destekleyebilir.

Şifalı bitkilerle ilgilenmek isteyen kişinin, bitkinin yapısı, organları ve bu organların işlevleri hakkında bazı temel bilgilere sahip olması gerekir. Bir bitkinin çeşitli organları, birbirine benzemeyen çeşitli etken maddeler içerir. Şifalı bitkilerle tedavi alanında bu organlar, bitkisel droglar olarak tanımlanır. Yaygınlıkla kullanılan organ, glikozitler ve alkaloitler içeren yapraklardır. Kök ve yapraklar arasında taşıma işlevi üstlenen bir yol olarak da tanımlanabilecek saplar ise genellikle kullanılmaz, ama bu kural bazı bitkilerde değişebilir. Yani, bazı bitkilerin sapları da etken madde içerebilir. Aynı biçimde, bazı ağaçların kabukları da etken madde açısından zengindir. Yeraltındaki, adeta depo görevi üstlenen sürgünler, biçimlerine göre, köksap, yumru, kök veya soğan adları ile tanımlanır. Kökler, topraktan emdikleri su ve madensel tuzları yapraklara gönderirler. Genellikle şeker, bazen vitaminler ve alkaloitler depolarlar. Çiçek ve meyve, bitkinin soyunun devamının sağlanması görevini üstlenmişlerdir. Genellikle içerdikleri etkin maddeler nedeniyle, şifalı bitkilerle tedavi alanında önemli yere sahiptirler. Toplanmayan çiçek meyve oluşturur. Bitki tohumu, bitkinin gelişme aşamasında gerekli olan etken maddelerin özünü içeren bir depodur. Çiçeksiz bodur bitkiler ise, çiçek tozu (polen) benzeri, sarımsı tozlar üretirler.

Sitemizde, hiçbir yan etki yapıcı veya zehirleyici madde içermeyen, genellikle tanınan şifalı bitkiler ve onların tedavi edici özellikleri tanıtılmaya çalışılacaktır. Bu sitedeki bilgilerle, kendiniz için yararlı olacağına inandığınız reçeteleri gönül rahatlığı içinde uygulayabilirsiniz. Bazen olumlu sonuç alamamanız da söz konusu olabilir. Ama, önerilen reçeteleri uygun biçimde ve dozajlarda uyguladığınızda, kötü bir sonuçla karşılaşmayacağınıza kesinlikle inanabilirsiniz.

Değerli ziyaretçimiz, şifalı bitkilerin tedavi edici gücüne inanabilir ve hatta onlarla başarılı sonuçlar elde etmiş de olabilirsiniz. Ama sağlığınıza gerçekten değer veriyorsanız, özellikle, önemli sonuçlara yol açabilecek hastalıklarda doktora görünmeyi ihmal etmeyiniz! Basit bir rahatsızlık sandığınız belirtiler, yaşamsal önemde bir hastalığın ön belirtileri olabilir!.. Hastalıkların teşhisi ve tedavisi yalnızca uzman tıp doktorlarınca gerçekleştirilebilir!.. Lütfen bu konuyu gözardı etmeyiniz!..

Şifalı bitkilerin tedavi edici gücünden, basit rahatsızlıklarınızı geçiştirmek için yararlanın. Önemli hastalıkların tıbbi tedavisi sırasında da, doktorunuzun onayını almak kaydıyla, bu tedaviye şifalı bitkilerle destek verebilirsiniz. Ama, çok iyi tanımadığınız bitkilerle kendinizi tedavi etmeye hiçbir zaman kalkışmayınız! Doğada her hastalığa çare olabilecek pek çok sayıda şifalı bitki vardır; ama bu bitkileri gereğince kullanabilmek için bilimsel eğitime de kesinlikle gerek vardır.

Şifalı Bitkiler Nedir Acıklama Yararları



Labels:

Minerals , Mineral Nedir Ve Hakkında Bilgi

15 Kasım 2008 Cumartesi

Minerals , Mineral Nedir Ve Hakkında Bilgi Bu web Sitemizde Bulabilirsiniz.

Minerals
doğal şekilde oluşan, homojen, belirli kimyasal bileşime sahip ve belirli bir kristal öz yapıları olan inorganik kristalleşmiş katı bir cisimdir. Buna göre minerallerin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Doğal olarak oluşur.
Herhangi bir parçası bütününün özelliklerini taşır.
Belirli bir kimyasal formülü vardır.
Katı halde olup nadiren sıvıdır.
İnorganiktir. (yani doğada bulunur)


Mineralojinin oluşan maddeleri ihtiva ettiği için bu bakımdan sınırlandırılmıştır. Teknolojinin ilerlemesiyle a sentetik olarak elde edilen kimyasal bileşikler mineral sayılmazlar. Bu yapay bileşikler halindeki katı maddelere doğada tabii halde rastlanmaz. Dolayısıyla da doğal şartlarda oluşturulamazlar. Bu tür katı maddelere "yapay mineraller" adı verilebilir. Bu tür yapay mineraller de, tabii minerallerde olduğu gibi benzer kristal iç yapılarına sahiptir.

Minerallerin doğada veya deneysel olarak yapılan incelemelerde de gözlendiği gibi, oluşum şartları bunların belirli fizikokimyasal şartlarda (belirli sıcaklık ve basınç altında ve ortamın kimyasal durumu gibi) oluşurlar. Buradan mineralojinin bir amacının da minerallerin oluşturduğu yerkabuğunun kimyasal ve fiziksel yapısının öğrenilmesi, yerkabuğunun tarihinin bilinmesi ve yeraltı kaynaklarından yararlanılması olduğunu anlıyoruz.

Mineraller belirli bir kimyasal bileşime sahiptirler. O halde her mineral bir kimyasal formül ile ifade edilir. Minerallerin kimyasal formülleri genellikle sabittir. Ancak belirli sınırlar içinde belirli kaidelerle değişebilir. Çok ender olarak saf elementler (altın, gümüş, bakır vs) şeklinde oluşan mineraller, yerkabuğunda meydana gelen doğal fizikokimyasal olayların ürünleridir.

Minerallerin bir diğer özelliği de inorganik oluşudur. Yerkabuğunda bulunan petrol, kömür, fosil ve reçine gibi maddeler mineralojinin kapsamına girmez. Ancak nadir de olsa organik mineraller de vardır. Mesela "kehribar" gibi.

Minerallerin katı olmaları düzenli bir atomsal iç yapıya sahip olduklarını gösterir. Mineral kristallerinin dış yapıları incelendiğinde düzgün geometrik dış şekilli oldukları görülür. Yine aynı şekilde iç yapılarının da düzgün olduğu görülür. Minerallerin "cıva" gibi sıvı olan tipleri de vardır.

Mineraller homojen bir yapıya sahiptirler. Alınan bir minerals örneğinin her tarafı aynı mineralden ibaret olmalıdır. Ancak her mineralde az veya çok yabancı mineral varlığı bulunmaktadır. Yabancı madde oranının çokluğu, mineralin özelliklerini değiştirir. Esasta; gözle görülebilen boyutta homojen olması basit tanımlama için yeterlidir.

Mineraller, Vitamin Mineral, Minerals Hakkında Bilgileri Bu web Sitesinde Bulablirsiniz..

Labels:

Solgar Ürünlerinin Genel Kullanım Bilgileri

Solgar Ürünlerinin Genel Kullanım Bilgileri Hakkında Bilgi Aşagıda Yer Almaktadır.
  • Ürünleri oda sıcaklığında, direk güneş ışığı görmeyen bir yerde muhafaza ediniz.
  • Solgar ürünlerini açtıktan sonra içindeki pamuğu çıkararak muhafaza ediniz. Bilinenin aksine pamuk nem çeker, bu da nem çekebilen tabletlerde çatlamalara yada dağılmalara neden olabilir.
  • Solgar ürünlerini buzdolabında saklamayınız.
  • Hammaddelerinin doğal kokusu ve rengi çeşitli dış etmenlerle değişebilmektedir. Örneğin; bir bitkinin yetiştirildiği toprağın özellikleri, yetiştirilme sırasındaki sıcaklık ve nem gibi iklim koşulları, hatta bitkinin toplanma zamanı aynı bitkinin, farklı zamanlarda, farklı renk ve kokuya sahip olmasına neden olabilir. Solgar Vitamin, hiçbir ürününde yapay koku, tad ve renk maddesi kullanmadığı için, aynı Solgar ürününün farklı serilerinde koku ve renk değişiklikleri olabilir. Solgar Vitamin için esas teşkil eden ürünün saflığı, etkinliği ve güvenilirliğidir. Bu nedenle en yeni teknolojileri kullanarak ve mümkün olan en yüksek kalite standartlarında üretim yapar. Yaptığı sıkı kalite kontrol testleri ile de ürünlerinde son kullanma tarihinde dahi % 100 etiket güvencesini sağlar
Solgar ürünlerinin Genel Kullanım Bilgileri Hakkında Bilgileri Bu web Sitemizde Bulablirsiniz.Solgar Ürünleri Buzdolabında Saklamayınız Vb Gibi Konulara değinilmiştir.


Labels:

Tüp Bebek , Tüp Bebek Merkezi

Tüp Bebek Merkezi

Tüp Bebek Web sitesine hoşgeldiniz.


Tüp Bebek Konusunda Bilgi Portalı tüp bebek merkezi ve tüp bebek merkezlerini barındıran

Kategori Tüp Bebek Merkezi, istanbul tüp bebek, tüp bebek, tüp bebek merkezleri, tüpbebek

Tüp bebek genel bilgiler

Tüp bebek genel bilgiler:Tüp bebek bilindigi çocugu normal yollardan olmayan anne ve babaların son olarak başvurdugu yöntemlerden biridir.Kişiler belli bir yaşa kadar genelikle çocuk sahibi olamayınca bu yönteme başvurmakatadır genelikle 30 yaş üstü kişilerin ve spermleri 5 milyonun altında olan aileler bu yöntemle çocuk sahibi olmaya çalışmakatadır.Günümüzde bunun masraflaının bir çogunu ssk veya emekli sandıgına üye olan hastalarda devlete ödemektedir gerekli tetkiklerden sonra doktor raporu ile başka çare gözükmeyen durumlarda doktorun düzenledigi raporda 100 -80 nine kadar devltet süspanse etmeketedir.Yaklaşık şu anda normal şartlar altında bu ilaçlar 2 ilaa 5 milyar arası tutmaktadır.

Tüp bebek türkiye gelişimi

31. Ekim 2008

Tüp bebegin türkiyedeki tarihi gelişimi; Dünyada ilk defa 70 li yılların başında başarı ile uygulanmaya başlayan “tüp bebek” konusu sonuçlarını vermiş ve 1978 yılında, tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen ilk vakka sonucunu vermiştir. Bu olay tüp bebek konsunda çalışanları yüreklendirmiş ve bu konuda bir çok hekim ve hastane çalışmalrını hızlandırmıştır. Türkiye’de tüp bebek uygulamaları 90 yıllardan itibaren hız kazanmış ve bu konuda gelişmiş bir çok ülke düzeyinde hastanelerimiz sonuç almayı başarmıştır.. Bu durum ülke tıbbımız için bir çok büyük bir övünç kaynağıdır.Bugün biliyoruz ki hastanelerimizde başarı oranı bir çok gelişmiş ülkerlerin başarı oranlarından kat ve kat yüksektir.

Dünyanın ilk gergedan tüp bebegi

Dünyanın ilk gergedan tüp bebegi macaristandaki hayvanat bahçesinde dünyaya geldi.Dünyada ilk kez dondurulmuş spermden bir gergedan dünyaya gelmiş oldu.Gri renkli oldugu halde dünyada beyaz gergadan lakabı ile anılan tüp bebegin babası ingiltere hayvanat bahçesinden alınan spermlerle dünyaya geldi son derece saglıklı bir şekilde dünyaya gelen gergedan 45 kilo agırlıgında dogdu.

Tüp Bebek İnfertilite

Olguların infertilite nedenleri %25erkek fak-

törü, %9 tubal faktör, %48 erkek faktörü+kadın
faktörü, %13 ovülatuar faktör, %4,5 açıklanama-
yan infertilitedir. Kontrollü ovaryen hiperstimülas-
yonu için GnRH analo₣u (Triptorelein;Decapeptyl
0,1 mg;Erkim, İstanbul, Türkiye Tüp Bebek Merkezi veya Nafarelin;
Synarel;Abdi İbrahim İstanbul,Türkiye)uzun veya
kısa protokol olarak ba landı. Siklusun üçüncü
günü gonadotrop hormonlar (Gonal f; Serono,
İstanbul, Türkiye veya Menegon;Erkim;İstanbul,
Türkiye)—step down“ protokolüne uygun olarak
verildi.

Tüp Bebek, Tüp Bebek Merkezleri Vu Site Bilgii alabilirsiniz Bu Konular Hakkıdna



Labels:

Tüp Bebekler Hakkında Bilgi Tüp Bebek Merkezleri

TÜP BEBEKLER

Tüp Bebekler Hakkında Bilgi Tüp Bebek Merkezleri Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede Yer Almaktadır.

Tüp Bebek yöntemiyle yapılan döllenme; babanın spermi ile annenin yumurtasını anne rahminin dışında özel bir ortamda biraraya getirerek döllenmeyi sağlayan tıbbi bir tedavidir. Bu yöntemle, doğal döllenme meydana gelecektir. Daha sonra, tıbbi bir operasyon ile (spermle biraraya gelmiş) yumurta anne rahmine yerleştirilir. Bu nedenle hamilelik anne rahminde doğal olarak devam eder.

Doğal döllenme, Allah’ın insanı yaratma yoluna göre, anne rahminde meydana gelir. Bazı durumlarda döllenme doğal yoldan sağlanamaz. Örneğin; fallopiyan tüpü (rahim yolu) kapalı olduğunda veya zarar gördüğünde ve açılması veya doğru bir şekilde tamir edilmesi mümkün olmadığında veya babanın spermi zayıf veya güçsüz olduğunda ya da sperm yumurtaya ulaşamadığında veya tıbben spermin güçlendirilmesi ya da yumurtaya ulaştırılması mümkün olmadığında döllenme doğal yoldan sağlanamaz. Bunlardan herhangi biri olduğunda karı-kocanın çocuk edinmesi mümkün olmaz. Bununla beraber İslam, müslümanlara çoğalmalarını emretmekte ve buna teşvik etmektedir.

Bu arada, eğer döllenme doğal yoldan gerçekleştirilemezse; anne rahmine benzer yapıya sahip özel bir tüpte, annenin yumurtası ile babanın spermi biraraya getirilerek, doğal ortamın (anne rahminin) dışında bir yerde döllenme sürecinin başlatılması sağlanabilir. Daha sonra, döllenmiş yumurta kendi doğal ortamı olan anne rahmine transfer edilerek hamileliğin doğal yoldan devam etmesi ve bebeğin doğal olarak dünyaya gelmesi mümkün hale getirilecektir. Bu doğal döllenmeyi engelleyen durumların tedavi edilmesi için kullanılan tıbbi bir metoddur ve Şeri’at, İslam’ın emrettiği ve yapılmasını teşvik ettiği üremeyi sağladığı sürece buna izin vermiştir. Bu evliliğin temel amacıdır.

Enes(r.a.), Rasulullah(s.a.v.)’in şöyle dediğini rivayet etti: Doğurgan ve sevimli kadınlar ile evlenin! Ben Kıyamet Gününde diğer Peygamberlere(AS) karşı sizin çokluğunuz ile övüneceğim.

Yine Abdullah ibn Ömer(r.a.), Allah Rasulü(s.a.v.)’in şöyle dediğini rivayet etti: Doğurgan kadınlarla evlenin! Ben Kıyamet Gününde sizinle (çokluğunuzla) övüneceğim. Her iki hadisi de İmam Ahmed rivayet etti.

Doğal yoldan döllenme denendiği halde başarılmadığı takdirde, bu tedavi yöntemi kullanılabilir. Eğer doğal yol tüm çabalara rağmen sonuç vermez ise, doğal yerin dışında bir yerde (tüpte) döllenme mümkün olabilir. Babanın spermi ile döllenmiş yumurta, tekrar doğal yeri olan anne rahmine gönderilir ve böylece normal bir hamilelik süreci başlatılabilir. Bu işlem, İslam’ın müslümanları çağırdığı çoğalma/üreme sağlandığı sürece, tavsiye edilir. Döllenmeyi sağlayan bu işlem; doğal yoldan döllenme denendiği halde başarılmadıkça veya mümkün olmadıkça, kullanılamaz.

Bu işlem için verilen izinin şartları şunlardır:

1- Doğal yoldan döllenme tüm çabalara rağmen başarılamamış olmalıdır.

2- Kullanılan sperm ve yumurta şer’an evli olan bir çifte (karı-kocaya) ait olmalıdır.

Tüpte döllenme sağlandıktan sonra, döllenmiş yumurta mutlaka annenin rahmine yerleştirilmelidir.

Buradaki diğer döllenme türleri ve haklarındaki şer’i hükme gelince;

Döllenmiş yumurtanın annesinin rahmi dışında, vekil anne gibi, başka bir kadının rahmine yerleştirilmesi kesinlikle Haramdır.

Ayrıca, babanın sperminin tüpte karısı dışında başka bir kadının yumurtası ile birleştirilmesi, aşılanmış yumurta kendi karısının rahmine yerleştirilse dahi, kesinlikle Haramdır.

Diğer taraftan, annenin yumurtasının tüpte kocası dışında başka bir adamın spermi ile birleştirilmesi de, aşılanmış yumurta karısının rahmine yerleştirilse dahi, kesinlikle Haramdır.

Döllenmenin bu üç türü de Şer’i bakış açısı ile kesinlikle haramdır çünkü bunlar akrabalık bağlarının kopmasına, kaybolmasına ve karışmasına neden olacaktır. Bu ise, İslam’da yasaklanmıştır.

Ebu Hureyre(r.a.) Allah Rasulü(s.a.v.)’den şöyle işittiğini söyledi: Onlardan olmadığı halde bir çocuğu, başkasına ait olduğunu iddia eden bir kadın, Allah katında hiçbir şeye sahip değildir (amelleri boşa gider) ve cennete giremeyecektir. Ve kendisine bakan oğlunu inkar eden adama gelince; Allah bu adamdan uzaklaşacak ve onu ilk ve son nesli karşısında teşhir edecektir. [Ed-Darimi rivayet etti.]

İbn Abbas(r.a.) Allah Rasulü(s.a.v.)’in şöyle dediğini söyledi: Her kim akrabalığını babasından başkasına nispet eder ve diğerlerinden olduğunu iddia ederse, Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti o kimsenin üzerine olur. [İbn Mace rivayet etti.]

Döllenmenin bu üç şekli de, cinsel ilişki gerektirmemesi hariç, zina veya herhangi bir gayri meşru yoldan hamileliğin sağlanması ve çocuk edinme ile tamamen benzerdir.

Diğer taraftan, zina ve gayri meşru ilişkiler için emredilmiş (evli ise, recm; bekarsa, sopa vurma şeklindeki) ceza; bu fiili işleyen kadına veya kocaya tatbik edilmez. Bununla birlikte, böyle bir fiilin cezası ise hakimin karar vereceği ta’zir’dir. Ta’zir: Şari tarafından miktarı tayin edilmemiş olan cezalardır. Fakihler, ta’zir cezalarının kıyas ile sabit olabileceğinde ittifak etmişlerdir. Bu kıyası da hakim yapar.

Tüp Bebekler Hakkında Bilgi Tüp Bebek Merkezleri Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede Yer Almaktadır.



Labels:

Etiketler