Vitaminler Hakkında Bilgi Ve Vitaminlerle Sağlıklı Kilo Verme Alma...
Vitaminlerin Hepsi Ve Vitamin Çeşitleri Hakkında Bilgi Alablirsiniz
A vitamini , B vitamin , C vitamini , D Vitamini , E Vitamini , P Vitamini , Kalsiyumlar ,Proteinler , Mineraller , K Vitamini , B1 Vitamini , B2 Vitamini , B3 Vitamini , B5 Vitamini , B6 Vitamini , B8 Vİtamini , B9 Vitamini , B12 Vitamini Vb Tüm Vitamin Ve Vitamin Çeşitleri Bu Sitede Yer Almaktadır..
Vitaminler, vücudun metabolik gereksinimleri için vazgeçilmez olan ve vücutta yeterince ya da hiç elde edilemediği için dışarıdan alınması gereken küçük organik moleküllerdir. Klasik olarak vitaminler, yağda ve suda eriyenler biçiminde iki gruba ayrılır. Yağda eriyen vitaminler yağlarda, pişmemiş sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balık karaciğeri ve balık yağında, kaymak ve süt gibi yağlı besinlerde bulunur.
Genelde safra gibi emülsiyon yapıcı maddelerin varlığında bağırsaktan emilerek kan dolaşımına geçer ve proteinlere bağlanarak karaciğerde birikirler.
Yağda eriyen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir.
Suda eriyen vitaminler B grubu vitaminler ile C vitaminidir.Bunlar bağırsaktan emildikten sonra böbrek yoluyla atılır.Vitamin yoksunluğuna bağlı olarak gelişen hastalıklara avitaminozlar denir.Günümüzde B grubu vitaminlere ve folik asit eksikliğine bağlı olarak gelişen hastalıklar daha çok geri kalmış bölgelerde görülür ve genel beslenme bozukluğunun bir yönünü oluşturur.
Bütün vitaminlerin molekül yapısı ayrıntılı olarak belirlenmiş olduğundan, bunların belirli ya da bütün vitaminleri içeren haplar biçiminde üretimi olanaklı hale gelmiştir.
A vitamini (retinol veya akseroftol)
Yalnızca hayvanlarda bulunan ve yağda eriyen doymamış bir alkoldür.Sütte, yumurta sarısında, ton ve morina balıklarının karaciğer yağında (balıkyağı) bulunur.Havuç ve havuç benzeri sarı-turuncu renkli sebzelerde A vitamininin ön maddeleri vardır.
A vitamini eksikliğinde gözde ve deride keratoz, kseroftalmi (göz akı ve korneanın parlaklığını kaybederek kuruması), foliker hiperkeratoz ( deri hastalığı) ve gece körlüğü görülür.
D vitamini
Daha etkili olduğundan tedavide daha çok kullanılan D2 vitamini (ergokalsiferol) ve D3 vitamini (kolekalsiferol) olmak üzere iki tipi vardır.Molekül yapısı steroidlerle aynıdır.D2’ nin kaynağı deridir; derideki 7- dehidrokolestrol, mor ötesi ışınların etkisiyle vitamin D2’ ye dönüşür. D3 vitamininin kaynağı besinlerdir; daha çok et, süt ve yumurta sarısında bulunur.
Normal olarak güneş ışığı alan insan vücudunda D vitamini yeterince üretilir. Ama yenidoğanlarda, büyüme çağındaki çocuklarda, gebelik ve süt emzirme dönemlerindeki kadınlarda besinlerle dışardan daha fazla miktarda alınması gerekir.
D vitamini eksikliğinde çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalazi (kemik yumuşaması) gelişir.
E vitamini (alfa-tokoferol)
Başta tahıl olmak üzere ıspanak, kabak, lahana, marul gibi yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur. İnsanda karaciğerin yanı sıra yağlı dokularda, böbrekte, kalpte, kaslarda ve böbreküstü bezi kabuğunda depolanır. Fazla olan bölümü idrar ve dışkıyla atılır. Antioksidan özellik gösterir.
E vitamini eksikliği son derece ender görülür ve kansızlık biçiminde ortaya çıkar.
K vitamini
Sebzelerin yeşil bölümünde, ıspanakta, kabakta, marulda, yeşil domateste, çam ignesinde, yeşil biberde bol bulunur. K vitamini insan bağırsağındaki bir grup bakteri tarafındanda üretilir. K vitamininin tamamına yakını kullanılır, yanlızca küçük bir bölümü karaciğerde depolanır.
K vitamini eksikliği son derece nadirdir ve kafada, sindirim sisteminde, idrar yollarında, akciğerlerde ve deride kanamalara yol açar. K vitamini yanlızca kanamalı hastalarda eksikliğini gidermek için kullanılır.
B vitamini
Suda eriyebilen, molekül yapılarında bir azot atomu bulunan, bazı enzim sistemlerinin etkinliğini arttırıcı koenzimler olarak işlev gören 15’ e yakın değişik maddeden oluşan bir vitamin gurubudur.
B1 vitamini (tiyamin)
Buğday başağı, kepek, bira mayası, sebzeler gibi bir çok besinde bol miktarda bulunur. Memelilerin karaciğer, böbrek, kalp, beyin ve bağırsaklarında az miktarda bulunur. Sebzelerin pişirilmesi, sütün kaynatılması ve sterilize edilmesi (mikroptan arındırılması) çok miktarda tiyamin kaybına yol açar. Tiyamin ince bağırsaklardan etkin taşınma mekanizmasıyla emilir. Vücutta depolanmaz ve kullanılmayan bölümü yemekten üç saat sonra böbrekler yoluyla tamamen dışarı atılır.
B1 vitamini yetersizliğine bağlı olarak gelişen hastalık tablosunda depresyon, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması, hipotoni (kas gevşekliği) ve anoreksi (iştahsızlık) yer alır.
B2 vitamini (riboflavin)
Hayvansal besinlerde, bira mayası, buğday başağı, yeşil sebzeler, havuç, enginar, fındık, yerfıstığı ve mercimek gibi bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur.
B2 vitamini eksikliğinde protein oluşması azalır ve deride yaralar, sinirsel bozukluklar ve göz bozuklukları biçiminde ortaya çıkar.
B3 vitamini (nikotinamid veya PP vitamini)
Hayvansal besinlerin yanısıra kabuklu buğday, limon, kabak, soya, domates, patates, bira mayası, hurma, incir, portakal gibi bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur.
B3 vitamini eksikliğinde deriyi, sinir sistemini ve sindirim sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar.
B5 vitamini (pantotenik asit)
Doğada çök yaygındır.Yumurta, karaciğer, kalp, süt, bal, bira mayası, kabak, tahıllar, sebzeler, havuç, portakal, mantar ve taze meyvelerde bolca bulunur.
B5 vitamini eksikliği çok enderdir. Bu durumda hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü), anemi (kansızlık), lökopeni (kanda alyuvarların az olması), dermatit (deri iltihabı), mide-bağırsak rahatsızlıkları, kas krampları, hareketlerde uyumsuzluk, asteni, uyku bozuklukları ve iştahsızlık ortaya çıkar.
B6 vitamini (piridoksin)
Hayvansal ve bitkisel besinlerde düşük dozda bulunur.
B6 vitamini eksikliği son derece enderdir.Bu durumda deri, sindirim sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkar.
B8 vitamini (biyotin ya da H vitamini)
Karaciğerde, yumurta sarısında, bira mayasında, pirinç kabuğunda ve yeşilliklerde bulunur.
Eksikliği yanlızca uzun süre çiğ yumurta beyazı tüketiminde ya da bağırsak florasını ortadan kaldıran sülfamitlerin ve antibiyotiklerin çok fazla alınmasından sonra görülür.Bu durumda dermatit (deri iltihabı), iştahsızlık, zayıflama, depresyon ve kas ağrıları ortaya çıkar.
B9 vitamini (folik asit)
Bitkilerin yeşil bölümlerinde, kabakta, lahanada, ıspanakta, yeşil sebzelerde, patateste, havuçta, bira mayasında, sütte, yumurtada, peynirde ve karaciğerde bol miktarda bulunur.
Gelişmiş ülkelerde eksiklik sendromuna hiç rastlanmaz.Bu tablo yanlızca emilim bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Folik asit eksikliğinde megaloblastik anemi denen bir kansızlık biçimi gelişir. Emilim bozukluğunda ise kansızlığa, glossit (diz iltihabı), stomatit (ağıziçi iltihabı) ve ishal eşlik eder.
B12 vitamini (kobalamin)
Karaciğerde, sütte, yumurta akında, peynirde, balıkta, ette ve karideste bol miktarda,bitkilerde ise son derece az miktarda bulunur.
B12 vitamini eksiklği, folik asit eksikliğinde olduğu gibi, alyuvar yapısında biçim bozukluğuna yol açarak persinyöz ya da megaloblastik anemi denen kansızlığa neden olur.Ayrıca sindirim sistemi düzeyinde ve epitel dokunun beslenmesinde bazı etkileri görülür. Kansızlığın yanı sıra hafif sarılık, iştahsızlık, ishal, parestezi (karıncalanma) ve uyuşma gibi duyumsama bozuklukları, ataksi, işitme siniri iltihabı ve zihinsel bozukluklar ortaya çıkabilir.
C vitamini (askorbik asit)
İnsanlar tümünü dışardan almak zorundadır.Turunçgillerde bol miktarda, ayrıca taze sebzelerde, maydonozda, kabakta, soğanda ve domatesde bulunur.
C vitamini eksikliğinde skorbüt denen ve kıl diplerinde kanamalı döküntüler, dişeti kanamalarıyla belirlenen hastalık ortaya çıkar.
P vitamini
Doğada bol bulunur.Bir çok P vitamini faktörü kanamalı skorbüt tedavisinde C vitaminiyle sinerjik (arttırıcı) etki gösterir.Ayrıca hepsi direncin artmasında ve kılcal damar geçirgenliğinin azalmasında önemli rol oynar.
Vitaminlerin Hepsi Ve Vitamin Çeşitleri Hakkında Bilgi Alablirsiniz
A vitamini , B vitamin , C vitamini , D Vitamini , E Vitamini , P Vitamini , Kalsiyumlar ,Proteinler , Mineraller , K Vitamini , B1 Vitamini , B2 Vitamini , B3 Vitamini , B5 Vitamini , B6 Vitamini , B8 Vİtamini , B9 Vitamini , B12 Vitamini Vb Tüm Vitamin Ve Vitamin Çeşitleri Bu Sitede Yer Almaktadır..
Vitamin Çeşitleri, Vitamin Türleri, A Vitamini,B Vitamini , C Vitamini ,D vitamini, E Vitamini , Vitamin
Vitamin sözcüğü Polonyalı, biyokimyacı Casimir Funk tarafından 1912′de kullanılmıştır. Vita Latince, hayat demektir, -amin son eki ise amin sözcüğünü kastetmektedir. Zira o dönemde tüm vitaminlerin amin oldukları sanılmaktaydı. Bugün bunun yanlış olduğu bilinmektedir.
Vitaminler besinlerimizde bulunmadığı zaman, metabolizmada bozukluklara yol açabilirler. Vitaminler vücudun sağlıklı gelişimi, sindirim fonksiyonları, enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazanması açısından oldukça gereklidir. Ayrıca vücudumuzun karbonhidrat, yağ ve proteini kullanmasını da sağlarlar.
Vitaminler vücutta “yakılmaz”, yani vitaminlerden doğrudan enerji (kalori) alınmaz. Vücut, her vitaminden gerekli olan miktarın kan dolaşımında sürekli mevcut olmasını sağlar. Suda çözünen vitaminlerin fazlası vücut sıvıları ile atılırken, yağda çözünen vitaminlerin fazlası ise yağ dokusunda depolanır. Depolandıkları için yağda çözünen vitaminlerin aşırı dozu zararlı olabilir. Özellikle vitamin A ve D’nin tüketiminde dikkatli olmak gerekir. Vitaminler bütün hücrelerde az miktarda depolanır. Bazı vitaminler ise büyük ölçüde karaciğerde depolanır. Örneğin karaciğerde depolanan A vitamini hiç vitamin almayan bir kişiye 5-10 ay kadar yetebilir ve karaciğerin D vitamini deposu dışarıdan hiç D vitamini almayan bir kişi için genellikle 2-4 ay kadar yeterlidir.
Suda çözünen vitaminlerin vücutta depolanma oranı nispeten düşüktür. Bu, özellikle B vitaminlerinin birçoğu için geçerlidir. B kompleks vitaminleri eksik alan bir kişide bu eksikliğin belirtileri bazen birkaç günde ortaya çıkar. B12 vitamini bunun dışındadır, çünkü B12′nin karaciğerdeki deposu kişiye bir yıl veya daha uzun süre yetebilir. Suda çözünen bir başka vitamin olan C vitamininin yokluğu birkaç haftada belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. C vitamini eksikliğinden kaynaklanan skorbüt hastalığı ise 20-30 hafta içinde ölümle sonuçlanabilir.
Şifalı bitkilerle ilgilenmek isteyen kişinin, bitkinin yapısı, organları ve bu organların işlevleri hakkında bazı temel bilgilere sahip olması gerekir. Bir bitkinin çeşitli organları, birbirine benzemeyen çeşitli etken maddeler içerir. Şifalı bitkilerle tedavi alanında bu organlar, bitkisel droglar olarak tanımlanır. Yaygınlıkla kullanılan organ, glikozitler ve alkaloitler içeren yapraklardır. Kök ve yapraklar arasında taşıma işlevi üstlenen bir yol olarak da tanımlanabilecek saplar ise genellikle kullanılmaz, ama bu kural bazı bitkilerde değişebilir. Yani, bazı bitkilerin sapları da etken madde içerebilir. Aynı biçimde, bazı ağaçların kabukları da etken madde açısından zengindir. Yeraltındaki, adeta depo görevi üstlenen sürgünler, biçimlerine göre, köksap, yumru, kök veya soğan adları ile tanımlanır. Kökler, topraktan emdikleri su ve madensel tuzları yapraklara gönderirler. Genellikle şeker, bazen vitaminler ve alkaloitler depolarlar. Çiçek ve meyve, bitkinin soyunun devamının sağlanması görevini üstlenmişlerdir. Genellikle içerdikleri etkin maddeler nedeniyle, şifalı bitkilerle tedavi alanında önemli yere sahiptirler. Toplanmayan çiçek meyve oluşturur. Bitki tohumu, bitkinin gelişme aşamasında gerekli olan etken maddelerin özünü içeren bir depodur. Çiçeksiz bodur bitkiler ise, çiçek tozu (polen) benzeri, sarımsı tozlar üretirler.
Sitemizde, hiçbir yan etki yapıcı veya zehirleyici madde içermeyen, genellikle tanınan şifalı bitkiler ve onların tedavi edici özellikleri tanıtılmaya çalışılacaktır. Bu sitedeki bilgilerle, kendiniz için yararlı olacağına inandığınız reçeteleri gönül rahatlığı içinde uygulayabilirsiniz. Bazen olumlu sonuç alamamanız da söz konusu olabilir. Ama, önerilen reçeteleri uygun biçimde ve dozajlarda uyguladığınızda, kötü bir sonuçla karşılaşmayacağınıza kesinlikle inanabilirsiniz.
Değerli ziyaretçimiz, şifalı bitkilerin tedavi edici gücüne inanabilir ve hatta onlarla başarılı sonuçlar elde etmiş de olabilirsiniz. Ama sağlığınıza gerçekten değer veriyorsanız, özellikle, önemli sonuçlara yol açabilecek hastalıklarda doktora görünmeyi ihmal etmeyiniz! Basit bir rahatsızlık sandığınız belirtiler, yaşamsal önemde bir hastalığın ön belirtileri olabilir!.. Hastalıkların teşhisi ve tedavisi yalnızca uzman tıp doktorlarınca gerçekleştirilebilir!.. Lütfen bu konuyu gözardı etmeyiniz!..
Şifalı bitkilerin tedavi edici gücünden, basit rahatsızlıklarınızı geçiştirmek için yararlanın. Önemli hastalıkların tıbbi tedavisi sırasında da, doktorunuzun onayını almak kaydıyla, bu tedaviye şifalı bitkilerle destek verebilirsiniz. Ama, çok iyi tanımadığınız bitkilerle kendinizi tedavi etmeye hiçbir zaman kalkışmayınız! Doğada her hastalığa çare olabilecek pek çok sayıda şifalı bitki vardır; ama bu bitkileri gereğince kullanabilmek için bilimsel eğitime de kesinlikle gerek vardır.
Şifalı Bitkiler Nedir Acıklama Yararları
Tüp Bebek Web sitesine hoşgeldiniz.
Tüp Bebek Konusunda Bilgi Portalı tüp bebek merkezi ve tüp bebek merkezlerini barındıran
Tüp bebek genel bilgiler:Tüp bebek bilindigi çocugu normal yollardan olmayan anne ve babaların son olarak başvurdugu yöntemlerden biridir.Kişiler belli bir yaşa kadar genelikle çocuk sahibi olamayınca bu yönteme başvurmakatadır genelikle 30 yaş üstü kişilerin ve spermleri 5 milyonun altında olan aileler bu yöntemle çocuk sahibi olmaya çalışmakatadır.Günümüzde bunun masraflaının bir çogunu ssk veya emekli sandıgına üye olan hastalarda devlete ödemektedir gerekli tetkiklerden sonra doktor raporu ile başka çare gözükmeyen durumlarda doktorun düzenledigi raporda 100 -80 nine kadar devltet süspanse etmeketedir.Yaklaşık şu anda normal şartlar altında bu ilaçlar 2 ilaa 5 milyar arası tutmaktadır.
Tüp bebegin türkiyedeki tarihi gelişimi; Dünyada ilk defa 70 li yılların başında başarı ile uygulanmaya başlayan “tüp bebek” konusu sonuçlarını vermiş ve 1978 yılında, tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen ilk vakka sonucunu vermiştir. Bu olay tüp bebek konsunda çalışanları yüreklendirmiş ve bu konuda bir çok hekim ve hastane çalışmalrını hızlandırmıştır. Türkiye’de tüp bebek uygulamaları 90 yıllardan itibaren hız kazanmış ve bu konuda gelişmiş bir çok ülke düzeyinde hastanelerimiz sonuç almayı başarmıştır.. Bu durum ülke tıbbımız için bir çok büyük bir övünç kaynağıdır.Bugün biliyoruz ki hastanelerimizde başarı oranı bir çok gelişmiş ülkerlerin başarı oranlarından kat ve kat yüksektir.
Olguların infertilite nedenleri %25erkek fak-
törü, %9 tubal faktör, %48 erkek faktörü+kadın
faktörü, %13 ovülatuar faktör, %4,5 açıklanama-
yan infertilitedir. Kontrollü ovaryen hiperstimülas-
yonu için GnRH analo₣u (Triptorelein;Decapeptyl
0,1 mg;Erkim, İstanbul, Türkiye Tüp Bebek Merkezi veya Nafarelin;
Synarel;Abdi İbrahim İstanbul,Türkiye)uzun veya
kısa protokol olarak ba landı. Siklusun üçüncü
günü gonadotrop hormonlar (Gonal f; Serono,
İstanbul, Türkiye veya Menegon;Erkim;İstanbul,
Türkiye)—step down“ protokolüne uygun olarak
verildi.
Tüp Bebek, Tüp Bebek Merkezleri Vu Site Bilgii alabilirsiniz Bu Konular Hakkıdna
TÜP BEBEKLER
Tüp Bebekler Hakkında Bilgi Tüp Bebek Merkezleri Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede Yer Almaktadır.
Tüp Bebek yöntemiyle yapılan döllenme; babanın spermi ile annenin yumurtasını anne rahminin dışında özel bir ortamda biraraya getirerek döllenmeyi sağlayan tıbbi bir tedavidir. Bu yöntemle, doğal döllenme meydana gelecektir. Daha sonra, tıbbi bir operasyon ile (spermle biraraya gelmiş) yumurta anne rahmine yerleştirilir. Bu nedenle hamilelik anne rahminde doğal olarak devam eder.
Doğal döllenme, Allah’ın insanı yaratma yoluna göre, anne rahminde meydana gelir. Bazı durumlarda döllenme doğal yoldan sağlanamaz. Örneğin; fallopiyan tüpü (rahim yolu) kapalı olduğunda veya zarar gördüğünde ve açılması veya doğru bir şekilde tamir edilmesi mümkün olmadığında veya babanın spermi zayıf veya güçsüz olduğunda ya da sperm yumurtaya ulaşamadığında veya tıbben spermin güçlendirilmesi ya da yumurtaya ulaştırılması mümkün olmadığında döllenme doğal yoldan sağlanamaz. Bunlardan herhangi biri olduğunda karı-kocanın çocuk edinmesi mümkün olmaz. Bununla beraber İslam, müslümanlara çoğalmalarını emretmekte ve buna teşvik etmektedir.
Bu arada, eğer döllenme doğal yoldan gerçekleştirilemezse; anne rahmine benzer yapıya sahip özel bir tüpte, annenin yumurtası ile babanın spermi biraraya getirilerek, doğal ortamın (anne rahminin) dışında bir yerde döllenme sürecinin başlatılması sağlanabilir. Daha sonra, döllenmiş yumurta kendi doğal ortamı olan anne rahmine transfer edilerek hamileliğin doğal yoldan devam etmesi ve bebeğin doğal olarak dünyaya gelmesi mümkün hale getirilecektir. Bu doğal döllenmeyi engelleyen durumların tedavi edilmesi için kullanılan tıbbi bir metoddur ve Şeri’at, İslam’ın emrettiği ve yapılmasını teşvik ettiği üremeyi sağladığı sürece buna izin vermiştir. Bu evliliğin temel amacıdır.
Enes(r.a.), Rasulullah(s.a.v.)’in şöyle dediğini rivayet etti: Doğurgan ve sevimli kadınlar ile evlenin! Ben Kıyamet Gününde diğer Peygamberlere(AS) karşı sizin çokluğunuz ile övüneceğim.
Yine Abdullah ibn Ömer(r.a.), Allah Rasulü(s.a.v.)’in şöyle dediğini rivayet etti: Doğurgan kadınlarla evlenin! Ben Kıyamet Gününde sizinle (çokluğunuzla) övüneceğim. Her iki hadisi de İmam Ahmed rivayet etti.
Doğal yoldan döllenme denendiği halde başarılmadığı takdirde, bu tedavi yöntemi kullanılabilir. Eğer doğal yol tüm çabalara rağmen sonuç vermez ise, doğal yerin dışında bir yerde (tüpte) döllenme mümkün olabilir. Babanın spermi ile döllenmiş yumurta, tekrar doğal yeri olan anne rahmine gönderilir ve böylece normal bir hamilelik süreci başlatılabilir. Bu işlem, İslam’ın müslümanları çağırdığı çoğalma/üreme sağlandığı sürece, tavsiye edilir. Döllenmeyi sağlayan bu işlem; doğal yoldan döllenme denendiği halde başarılmadıkça veya mümkün olmadıkça, kullanılamaz.
Bu işlem için verilen izinin şartları şunlardır:
1- Doğal yoldan döllenme tüm çabalara rağmen başarılamamış olmalıdır.
2- Kullanılan sperm ve yumurta şer’an evli olan bir çifte (karı-kocaya) ait olmalıdır.
Tüpte döllenme sağlandıktan sonra, döllenmiş yumurta mutlaka annenin rahmine yerleştirilmelidir.
Buradaki diğer döllenme türleri ve haklarındaki şer’i hükme gelince;
Döllenmiş yumurtanın annesinin rahmi dışında, vekil anne gibi, başka bir kadının rahmine yerleştirilmesi kesinlikle Haramdır.
Ayrıca, babanın sperminin tüpte karısı dışında başka bir kadının yumurtası ile birleştirilmesi, aşılanmış yumurta kendi karısının rahmine yerleştirilse dahi, kesinlikle Haramdır.
Diğer taraftan, annenin yumurtasının tüpte kocası dışında başka bir adamın spermi ile birleştirilmesi de, aşılanmış yumurta karısının rahmine yerleştirilse dahi, kesinlikle Haramdır.
Döllenmenin bu üç türü de Şer’i bakış açısı ile kesinlikle haramdır çünkü bunlar akrabalık bağlarının kopmasına, kaybolmasına ve karışmasına neden olacaktır. Bu ise, İslam’da yasaklanmıştır.
Ebu Hureyre(r.a.) Allah Rasulü(s.a.v.)’den şöyle işittiğini söyledi: Onlardan olmadığı halde bir çocuğu, başkasına ait olduğunu iddia eden bir kadın, Allah katında hiçbir şeye sahip değildir (amelleri boşa gider) ve cennete giremeyecektir. Ve kendisine bakan oğlunu inkar eden adama gelince; Allah bu adamdan uzaklaşacak ve onu ilk ve son nesli karşısında teşhir edecektir. [Ed-Darimi rivayet etti.]
İbn Abbas(r.a.) Allah Rasulü(s.a.v.)’in şöyle dediğini söyledi: Her kim akrabalığını babasından başkasına nispet eder ve diğerlerinden olduğunu iddia ederse, Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti o kimsenin üzerine olur. [İbn Mace rivayet etti.]
Döllenmenin bu üç şekli de, cinsel ilişki gerektirmemesi hariç, zina veya herhangi bir gayri meşru yoldan hamileliğin sağlanması ve çocuk edinme ile tamamen benzerdir.
Diğer taraftan, zina ve gayri meşru ilişkiler için emredilmiş (evli ise, recm; bekarsa, sopa vurma şeklindeki) ceza; bu fiili işleyen kadına veya kocaya tatbik edilmez. Bununla birlikte, böyle bir fiilin cezası ise hakimin karar vereceği ta’zir’dir. Ta’zir: Şari tarafından miktarı tayin edilmemiş olan cezalardır. Fakihler, ta’zir cezalarının kıyas ile sabit olabileceğinde ittifak etmişlerdir. Bu kıyası da hakim yapar.
Tüp Bebekler Hakkında Bilgi Tüp Bebek Merkezleri Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede Yer Almaktadır.