Vitaminler Hakkında Bilgi Ve Vitaminlerle Sağlıklı Kilo Verme Alma...

Ana Sayfa Kilo Alma Vitamin Çeşitleri Diyet

Kategoriler

Popüler Yayınlar

Felsefe Sınav Soruları Soru Cevap

12 Kasım 2008 Çarşamba

---O halde felsefe akli bir faliyet ve zihinsel bir üretim olarak daima gereklidir.

-Metafizik Nedir:
---Felsefenin en temel konularını, bu konuların felsefe içinde işlenmesi açısından ele alan bilgi dalı.

-Metafiziğin problemleri :
---Ruhun neolduğu neliği Ruhla beden arasındaki ilişkiler,ruhun ölümsüzlüğü,tanrının varlığı, evrenin yapısı ve oluşumu gibi problemleri araştırır.

-Bilgi felsefesinin konusunu belirtiniz.
---Bilginin kendisi, yani bilginin oluşumu, yapısı, kaynakları,sınırları ve değeri ile ilgili problemlerdir.

-Bilgi felsefesinin temel kavramları:
--- Süje(özne ben)
--- obje(nesne-ben olmayan)
--- bilgi,doğruluk(hakikat)
---gerçeklik(realite)
---temellendirme

-Doğru bilginin ölçütleri nelerdir 5 tane yaz.
--- Akıl,olgu,gözlem,deney,sezgi,fenomen

-bilgi felsefesinin temel problemleri:
---Ölçütün neolduğu problemi
---bilginin doğruluğu problemi

-İnsan herşeyin ölçüsüdür:
---burda kastetdiği tek insan olduğu için herkesin kabul edeceği doğru bir bilgi elde etmek olanaklı değildir.

-Metodik düşünce:
---Kesin açık,seçik bilgiye ulaşmak için sadece bir araçtır.

-PLATONUN İDEALLER TEORİSİNİ AÇIKLA:
--- iki alemin varlığını kabul eder.
---Ası bilgi duyularla algılanan 'görüşler ve gölgeler alemi' akıl ile kavranan 'idealar alemi'.
---Platona göre asıl bilgi; Değişmez varlıkların bulunduğu idealar alemine ait bilgidir.O bu bilgiye episteme der.
---Ona göre duyular aleminin değişken bilgisi kesin ve doğru bilgi deildir.
---Platon değişmelerin ve görünüşlerin bilgisine doxa yani 'sanı' der.

-RAsyonelizmin temsilcileri
---Büyük rasyonist düşünürler arasında platon,aristoteles ,farabi, ibni sina, ibni rüşd, descartes, spinoza, kant, leibniz ve hegel sayılır.

-Kritizm bilgi anlayışı ve temsilcileri:
---Temsilcisi Kant.
---Bilgi anlayışı göreli yani zihne göre.

-pozitiyum niçinlerle uğraşmaz nasıllarla uğraşır Kant'ın bu sozunu açıkla
--- Çünkü conte niçin sorusunun metafiziğe götürülmesinden çekinir.
--- Conte insanların ve toplumların zihniyetini düşünme şeklini değiştirmeye çalışarak insan zihninin insanlığın ve medeniyetlerin 3 dönemden geçtiğini ileri sürmüştür.

-Contenin 3 dönemini belirtiniz:
--- Teolojik veya dini dönem
--- Metafizik dönem
--- Pozitif dönem

-helenizm:
-sofist:Kar saglamak amaciyla bilgi satan insanlardir.
-progmatizm:Gerçekliği ve doğruluğu yanlızca eylemlerin başarılı sonuç almasında bulmaktadır.
-episteme:Hakiki bilgi anlamına gelir
-diyolektif:Gercekligi ve bu gerceklik ıcındekı celıskılerı ele alarak cozumlemeye calısan bu celıskeleride yok etmeye calısan dusunce sıstemıdir.
-kritisizm: İnsan aklının, bilginin sınırlarını belirler.
-tabula rosa:ampirizmin en büyük dayanağınıdır.

-Hegelin diyalektik yöntemini yazınız.

Hazırlayan : Ümit Köse Ve Zafer Kondakcı Ortak Çalışmasıyla ORtaya Cıkmıştır.

Labels:

Şifalı Bitkiler B

11 Kasım 2008 Salı

Şifalı Bitkiler B Harfiyli Badem , Bakla , Bamya , Bezelye vb

BADEM:
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

BAKLA:
İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

BAMYA
Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10'dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor) ihtiyacımızı karşılıyor.

BEZELYE:
Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

BROKOLİ:
Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.
Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.

BUĞDAY:
Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.


Labels:

Şifalı Bitkiler

Şifalı Bitkiler A HArfandaki Şiflı Bitkiler hakkında Bilgi Adaçayı , Ahududu,anason,asma vb daha cokk.

ADAÇAYI:
Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.

AHUDUDU:
Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

ANASON:
Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.

ASMA:
Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.

AVOKADO:
Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur, çünkü en iyi antioksidanttır. Antioksidantlar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır. Bol miktarda E vitamini de içerir. Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolaşımı düzene sokar. Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir. Kadınlar açısından çok gereklidir.

AYRIKOTU:
İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir.

AYVA:
İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.

Şifalı Bitkiler


Labels:

Kan Şekerin Zararları

10 Kasım 2008 Pazartesi

Kan Şekerin Zararları Hakkında Bulgi Bu Sitededir..
Çok konsantreli olan saf şeker tüketimi metabolizmada tamiri zor bozukluklara yol açıyor. Bu nedenle pasta, baklava, çikolata gibi tatlı yiyecekleri mümkün olduğunca az tüketmek gerekiyor
Vücudumuz yakıt olarak karbonhidrat, protein ve yağları kullanır. Ancak en etkin yakıt olarak karbonhidratı tercih eder. Kalp hücreleri ve beyin karbonhidratlarla çalışır. Bu nedenle karbonhidratlara daha çok gereksinim duyarız. Alınan karbonhidrat yetersizse yağ ve protein yakıt olarak kullanılır. Vücutta karbonhidrat depoları normal düzeyin altına düştüğünde proteinlerin amino asitlerinden ve yağların gliserol bölümlerinden glikoz oluşturulabilir.

Vücut proteinlerindeki aminoasitlerin yüzde 60'ı kolayca glikoza dönüştürülebilir. Hücrelerin karbonhidrat düzeyinin ve kan glikoz düzeyinin azalması bu işlevi başlatan iki temel uyarandır. Karbonhidratları doğal ya da yapay (işlenmiş, rafine) olarak tüketiriz. Doğal olanları sebze, meyve, baklagiller ve tahıllardan alırız. Bunlar sağlıklıdır ve metabolizmamızın önemli yapı taşıdır. Uzun zaman tok tutarlar, şişmanlatmazlar ve içerdikleri bol lif sayesinde bağırsakları temizlerler. Yapaysal karbonhidratlar özellikle rafine edilmiş besin maddelerinde bulunur. Beyaz un ürünleri (makarna, muhallebi, pastalar, beyaz ekmek vb.), beyaz pirinç, özellikle beyaz şeker bunların en önemlileridir.

Saf şeker özellikle çok konsantrelidir. Karbonhidrat metabolizmasında tamiri zor bozukluklara yol açar. Elden geldiğince beyaz şeker ve pastalardan kaçınmalıdır. Çünkü şeker hücreler içinde oluşan ve hücre hormonu olarak adlandırılan eikozanoidler'den kötü eikozanoidler'in aşırı artışına neden olur ve böylece iyi eikozanoidlerle kötüler arasındaki fizyolojik denge bozulur. Hücre işlevini yapamaz duruma gelir. Böylece birçok kronik (müzmin) hastalığın oluşma süreci başlar. Fazla şeker yaşam süresini kısaltır. Şekerin kısıtlanması
ise ömrü uzatır. Taze meyveler, baklagiller, tam tahıllar, fasulye, kök sebzeler (patates, havuç), mısır, kestane karbonhidrattan zengin yiyeceklerdir. Doğal hallerinde tüketilirse çok lifli olduklarından bu tür kompleks karbonhidratların sindirilme veya kana geçmesi daha uzun zaman alır ve aniden kan şekeri yükselmez. Şekerde olduğu gibi aşırı insülin salgılanması ve buna bağlı metabolizma ve hormon bozuklukları olmaz.

Oysa, konsantre karbonhidrat olan şeker ve diğer tüm yapaysal karbonhidratlar kan şekerini aniden yükseltip, aşırı insülin hormonu salgılanmasına neden olur. İnsülinin görevi, şekeri kandan yağ hücrelerine taşımak ve kan şekeri düzeyini tekrar normale indirmektir. Normal ölçülerde çok fazla salgılanan insülinin uzun süre etkisiyle büyük miktarlarda kan şekeri hücrelere taşınır. Sonuçta kanda yüksek miktarlarda insülin ve çok az miktarda kan şekeri bulunur. Bu durumda organizmada şeker açlığı başlar. Beyin, fonksiyonlarını düzgün yapması için gereken enerjiyi kan şekerinden sağlar. Tekrar şekerli besin tüketerek bu açlık giderilmeye çalışılırsa, yine aşırı insülin hormonu salgılanması ve ardı sıra kan şekerinin düşmesi gibi aynı olaylar tekrar yaşanır ve olumsuz kısır döngüye girilir.

Böyle bir şeker açlığında tekrar şekerli besin alınmazsa vücutta insülinin karşıtı olan diğer bir hormon "glukagon" salgılanır. Bu hormon yağ hücrelerinden yağları mobilize ederek (çıkararak) enerji sağlar. Böylece fazla kilolar da verilir.

ŞEKER VE TATLILARIN ZARARLARI
Aşırı şeker tüketimine bağlı olarak
yüksek miktarlarda insülin salgılanması yağ hücrelerinde yağ depolanmasına neden olur ve her kan şekeri yüksekliğinde aşırı insülin salgılanması ve sonuçta yağ hücrelerinde yağların depolanması tekrarlanır. Böylece obezite (aşırı şişmanlık) gelişir. Demek ki obezitenin önlenmesi için suni şekerden yoksun beslenme çok önemlidir. Sık sık ya da aşırı şeker tüketimi sonucu kan şekeri yükselmesiyle salgılanması artan insülin, büyüme hormonu yapımını da frenler. Büyüme hormonu genel sağlığımız için büyük anlam taşıyan vücudumuzdaki en önemli hormondur. Hiçbir hormonda olmayan yeteneğe sahiptir. Hücreleri gençleştirir, vücut yağ oranını azaltır, kasları güçlendirir, zihinsel fonksiyonu iyileştirir, kolesterolü düşürür, kemikleri güçlendirir, seksüel gücü artırır.

Özetle, büyüme hormonu gençleştirici hormondur. Büyüme hormonunun yapımını artırmak için aşırı şeker tüketiminden kaçınmalıdır. Yüksek kan şekeri AGE riskini artırır. Kan şekeri ne kadar yüksekse, şeker ve proteinlerden AGE oluşumu o kadar kolay olur. Serbest radikallerle okside olmuş şeker, okside olmuş proteinlerle birleşerek karamel benzeri AGE (Advanced Glycosylated Endproducts) olarak tanımlanan ürünleri oluşturur. AGE hücrelerin içerisinde ve hücre aralarında birikir. Ciltte yaşlılık lekeleri diye adlandırılan kahverengi lekeler bu karamel birikintileridir. Şu var ki, ciltteki hücre karamellerinin aksine, vücut içindeki karameller, hücrelerin birbirleriyle iletişimini bozar ve sağlığı negatif etkiler. Kronik hastalıkların seyri kötüleşir, yaşlanma hızlanır. AGE ince damarları tıkar ve kan dolaşımını ve kalp çalışmasını kötüleştirir.

Kan Şekeri Kan Şekerin Zararları Hakkında Bilgiyi Bu Sitede Bulabilirsiniz.

Labels:

Şok Şok 10 Günde 5 Kilo Veren Diyet

Şok Şok 10 Günde 5 Kilo Veren Diyet Diyet nasıl Yapacagınızı 10 gün acıklamalı şekilde diyeti nasıl yapacagınızı veriyor.

1. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, bir dilim kızarmış kepek ekmeği, çay.
Öğle : Bir parça haşlanmış ya da ızgara et, söğüş domates, şekersiz çay veya kahve.
Akşam : Bir dilim kızarmış kepek ekmeği, yeşil salata, bir tane meyve, çay ya da kahve.

2. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi veya bir bardak greyfurt suyu, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği.
Öğle : Haşlanmış ıspanak, domates, kereviz salatası.
Akşam : Dilediğiniz kadar meyve salatası, çay ya da kahve.

3. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.
Öğle : Haşlama veya ızgara balık. Mevsim meyvesi, çay veya kahve.
Akşam : Söğüş domates, yağsız ve etsiz pişirilmiş kereviz yemeği, çay veya kahve.

4. GÜN

Sabah : 1adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.
Öğle : 1 adet haşlanmış yumurta veya bir parça yağsız, tuzsuz peynir. Çok az yağlı fasulye yemeği. 1 dilim kepek ekmeği, çay veya kahve.
Akşam : Çiğ yeşil biber (veya haşlanmış ıspanak) mevsim salatası, çay veya kahve.

5. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği.
Öğle : Izgara balık, yağsız mevsim salatası, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay ya da kahve.
Akşam : Yağsız ve tuzsuz beyaz peynir, haşlanmış ıspanak, 1 dilim kepek ekmeği, çay ya da kahve.

6. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.
Öğle : Çeşitli mevsim meyveleri, çay ya da kahve.
Akşam : Yeşil salata, domates, bir parça yağsız peynir, mevsim meyvesi, çay veya kahve.

7. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.
Öğle : Izgara tavuk eti, domates, havuç, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve.
Akşam : Yeşil salata, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve.

8. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve.
Öğle : Haşlanmış lahana, bir tane haşlanmış yumurta, çay veya kahve.
Akşam : Mevsim meyveleri, çay veya kahve.

9. GÜN

Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve.
Öğle : Izgara yağsız et, domates, haşlanmış lahana, çay veya kahve.
Akşam : Haşlanmış tuzsuz karnabahar, mevsim meyveleri, çay veya kahve.

10. GÜN

Sabah : 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve.
Öğle : Haşlama veya ızgara yağsız balık, 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve.
Akşam : Yağsız kereviz yemeği, mevsim meyveleri, domates, çay veya kahve.

Diyet, Diyet Nedir , Şok Şok 10 Günde 5 Kilo Veren Diyet Diyet nasıl Yapacagınızı 10 gün acıklamalı şekilde diyeti nasıl yapacagınızı veriyor.



Labels:

Mineraller

Mineraller
Mineraller, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum, Demir, iyot Bu Bilgiler Aşağıda YEr Almaktadır..

İnsan vücudunun önemli bir bölümünün su olduğu ancak birçok madensel maddenin de vücudun yapısında yer aldığı belirtildi. Uzmanlar, su dengesi ile madensel madde dengesinin bozulmaması için çok dikkatli olunması gerektiğini, bu dengenin bozulması durumunda ise vücutta istenmeyen rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. İnsan vücudunun en önemli kısmının su olduğunu, canlılığın olabilmesi için suyun vazgeçilmez bir madde olduğunu kaydeden uzmanlar, suyun görev yapabilmesi için tuza gerek olduğunu belirtiyor.
Minarellerden oluşan bir yapı
Sofra tuzu olarak adlandırılan tuzun sodyum ve klor elementlerinden oluştuğunu, bu iki elementin vücutta önemli yer tuttuğunu kaydedildi. İnsan vücudundaki elementlerin hemen hepsinin önemli görevler yaptığını ancak fazlalığında ise toksik etkiye neden olduğunu belirten uzmanlar, gerek eksikliği ve gerekse fazla birikmeyi önlemenin tek yolunun hemen her türlü gıdanın yer aldığı karışık bir beslenme uygulamak ve vitaminler de dahil olmak üzere hiçbir ilacı konunun uzmanı bir hekime danışmadan kullanmamak olduğunu söylüyor. Uzmanlar, vücuttaki madensel maddeleri ve eksikliklerinde yaşanacak gelişmeleri ise şu şekilde özetliyor:
Sodyum
Gıdalarla alınan sodyum ile böbrek tarafından atılan sodyum miktarına bağlı olarak kanda ve tüm vücutta belirli bir denge içinde bulunur. Böbrekler, atılan sodyum miktarını değiştirerek belirli bir oranda bu dengeyi korumaya çalışır. Aşırı terleme ve kusma ile tuz alınmadan aşırı miktarda su içilmesi kandaki sodyum oranını düşürür, bol tuz yenilmesi ve az sıvı alınması da bu miktarı normalin üzerine çıkarır. Bunların dışında, öncelikle böbrek ve böbrek üstü bezi olmak üzere bazı organların hastalıklarında da bu denge bozulabilir. Vücuttan tuz ve su eksildiğinde, ağız kuruluğu, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, çarpıntı ve şok görülebilir. Tuz alınmaksızın bol su alınması halinde de, su zehirlenmesi olarak adlandırılan, adale kasılmaları, çırpınmalar, şuur kaybı ve koma ile ölüme kadar varabilen bir tablo görülebilir. Potasyum : Hücrelerin içinde bol miktarda bulunup, kanda ve doku arası sıvılarda daha az miktardadır. Böbrek ve böbrek üstü bezi hastalıklarının dışında, kanda potasyum azalması aşırı ishal ve kusma ile idrar söktürücü ilaçların uzun süre kullanılması halinde görülür. İlk belirtisi kas güçsüzlüğüdür. İleri derecelere vardığında bağırsaklara ve solunum kasları dahil olmak üzere tüm kaslarda hareket kısıtlılığı olacak ve bu da hayati tehlikeye neden olacaktır. Potasyumun kanda yüksek düzeylerde bulunması, böbrek hastalığı, ciddi yanıklar, kanamalar gibi etkenlere bağlı olarak idrar miktarının azalması hallerinde görülebilir. Genellikle fazla bir belirti vermeden kalp üzerinde toksik etkiler gösterebilir. Bu etki de bazen hayati tehlikelere yol açabilir.
Kalsiyum
Sağlıklı insanların kanının 100 mililitresinde 8.8 ile 10.4 mg. arasında kalsiyum bulunur. İnsan vücudunda kalsiyum dengesi, paratiroid bezleri ve D vitamini tarafından düzenlenir. Öncelikle kemik metabolizması ve kaslar için gerekli bir madensel maddedir. Eksikliği halinde, dilde, dudaklarda, parmaklarda duyu değişiklikleri, kaslarda ağrı ve kramplar görülür. Kalp de bir kas olduğu için kalsiyum metabolizmasından çok etkilenir. Uzun süreli kalsiyumdan fakir beslenme, kemiklerin zayıflaması gibi bir sonuç yaratır. Kalsiyumun kandaki düzeyinin gerektiğinden fazla olması hali, genellikle, paratiroid bezinin hastalıklarında görülmektedir. Hafif dereceli yükselmeler, fazla bir belirti vermez. Bu hastalarda sık böbrek taşları görülür. Kalsiyum yükseldikçe kas güçsüzlüğü, böbrek kireçlenmesi, kemiklerde gereğinden fazla kireç toplanması gibi durumlar belirir.
Fosfor
Kalsiyumla birlikte hareket eden bir elemandır. Böbrek, paratiroid bezi ve hormon düzensizliklerinde, vücuttaki fosfor dengesinde de bozulmalar olur. Kronik açlıklar, bağırsaklardaki emilim bozuklukları, alkolizm, devamlı idrar söktürücü kullanılması gibi hallerde kandaki düzeyi düşer. Tıp dilinde hipofosfatemi olarak adlandırılan fosfor eksikliklerinde, sinir ve kas ilişkisinde aksaklıklar, kas güçsüzlüğü, kas hücresi yıkımı, beyin fonksiyonlarında bozulma, koma ve hatta ölüm bile görülebilir.
Magnezyum
Magnezyum da vücudun önemli elementlerindendir. Kanın bir litresinde 1.6 ile 2.1 miliekivalan magnezyum bulunur. Eksikliğinde, iştahsızlık, bulantı, kusma, uyuklama, güçsüzlük, titreme, kas seyirmeleri ve kasılmaları gibi belirtiler görülür. Yüksekliği, böbrek yetersizliği olan hastalarda, sindirim sistemi tedavisi amacıyla magnezyumlu ilaçlar verilmesi halinde görülür. Kas refleksleri kaybolur, kalp elektrosunda bozukluklar görülür, solunum ve dolaşım aksar, şok ve hatta ölüm bile görülebilir.
Demir
Toplam olarak erkeklerde 3.45, kadınlarda ise 2.45 gr kadar demir, tüm vücuda dağılmış olarak bulunur. Bunun yüzde 60-70 kadarı kan hücrelerinde hemoglobin içinde, yüzde 10-12 kadarı kaslarda miyoglobin içinde ve enzimlerde, yüzde 15-30 kadarı da, karaciğer, dalak ve kemik iliğinde depolanmış olarak bulunur. Gıdalarla alınır. Kadınlar her ay adet kanamalarıyla kan kaybettikleri için, gıdalarında daha fazla demir bulunmalıdır. En önemli demir kaynağı, et, karaciğer ve dalak gibi gıdalardır. Gıdalarla az alınması, sindirim sisteminde demir emilimiyle ilgili sorun olması, kan kaybı gibi hallerle vücutta demir azalması, kendini demir eksiklği kansızlığı şeklinde gösterir. Bazı hastalıklarda ya da ilaç şeklinde gereğinden fazla demir alınmasında vücutta aşırı demir birikir. Zamanında tedavi edilmezse, karaciğer sirozu, şeker hastalığı, ciltte bronz rengi, kalpte büyüme ve tahribat gibi hayati önemi olan sorunlar yaratabilir.
İyot
Vücuttaki iyodun yüzde 80 kadarı tiroid bezinde bulunur. En önemli kaynağı, deniz ürünleridir. Denizden uzak, deniz ürünlerinin yenmediği ortamlarda, eğer içme sularında da yeterli iyot yoksa, iyot eklenmiş sofra tuzları kullanarak gereken miktarı almalıdır. Yeterli iyot alınmadığı taktirde, iyot eksikliği guatrı denilen bir tür guatr görülür. Eksikliğin ciddi olduğu hallerde, tiroid yetersizlğine bağlı ciddi sorunlar görülebilir. İyot fazlalığının sorun oluşturabileceği için, alınması gereken dozun 20-30 kat fazla çok uzun süreler için alınmalıdır. Bu da, ters bir etki yaratarak tiroid bezinin çalışmasını durdurabilir.

Mineraller
Mineraller, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum, Demir, iyot Bu Bilgiler Aşağıda YEr Almaktadır..



Labels:

Vitamin Vitamin Çeşitleri Hakkında Bilgi

Sağlıklı Bir Yaşam Sürdürmek İçin Sağlıklı Beslenmek gereklidir Bunun İçinde Vitaminli Yiyecekler Yemelisiniz.
A Vitamini , B Vİtamina , C Vitamini ,D Vitamini ,E Vitamini , K Vitamini , B1 Vitamini,B2 Vitamini,B3 Vitamini,B4Vitamini,B5 Vitamini,B6 Vitamini, Vitamini,B12 , Mineraller , Proteinler vb Olan Vitamince Zengin Yiyecekler Yemelisiniz Bu Bahsettiklerim Hakkında Bilgi Sitemizde YEr Almaktadır. Sağ tarafa bakacak Olursanız Tüm Kategoriler Yer Almaktadır.
Vitamin Vitamin Çeşitleri Hakkında Bilgi Size Bilgi Verdik Saygılarla.

Labels:

Mineraller

9 Kasım 2008 Pazar

Mineraller Nedir Doğal Olarak Oluşurmu Vitamin Minareller Nedir Bu Sitede Mevcuttur Vitamin Çeşitleri . Belirli Bir Kİmyasal Formulu Varmıdır..

Mineral doğal şekilde oluşan homojen, belirli kimyasal bileşime sahip ve belirli bir kristal öz yapıları olan inorganik kristalleşmiş katı bir cisimdir. Buna göre minerallerin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Doğal olarak oluşur.
  2. Herhangi bir parçası bütününün özelliklerini taşır.
  3. Belirli bir kimyasal formülü vardır.
  4. Katı halde olup nadiren sıvıdır.
  5. İnorganiktir. (yani doğada bulunur)

Mineralojinin oluşan maddeleri ihtiva ettiği için bu bakımdan sınırlandırılmıştır. Teknolojinin ilerlemesiyle a sentetik olarak elde edilen kimyasal bileşikler mineral sayılmazlar. Bu yapay bileşikler halindeki katı maddelere doğada tabii halde rastlanmaz. Dolayısıyla da doğal şartlarda oluşturulamazlar. Bu tür katı maddelere "yapay mineraller" adı verilebilir. Bu tür yapay mineraller de, tabii minerallerde olduğu gibi benzer kristal iç yapılarına sahiptir.

Minerallerin doğada veya deneysel olarak yapılan incelemelerde de gözlendiği gibi, oluşum şartları bunların belirli fizikokimyasal şartlarda (belirli sıcaklık ve basınç altında ve ortamın kimyasal durumu gibi) oluşurlar. Buradan mineralojinin bir amacının da minerallerin oluşturduğu yerkabuğunun kimyasal ve fiziksel yapısının öğrenilmesi, yerkabuğunun tarihinin bilinmesi ve yeraltı kaynaklarından yararlanılması olduğunu anlıyoruz.

Mineraller belirli bir kimyasal bileşime sahiptirler. O halde her mineral bir kimyasal formül ile ifade edilir. Minerallerin kimyasal formülleri genellikle sabittir. Ancak belirli sınırlar içinde belirli kaidelerle değişebilir. Çok ender olarak saf elementler (altın, gümüş, bakır vs) şeklinde oluşan mineraller, yerkabuğunda meydana gelen doğal fizikokimyasal olayların ürünleridir.

Minerallerin bir diğer özelliği de inorganik oluşudur. Yerkabuğunda bulunan petrol, kömür, fosil ve reçine gibi maddeler mineralojinin kapsamına girmez. Ancak nadir de olsa organik mineraller de vardır. Mesela "kehribar" gibi.

Minerallerin katı olmaları düzenli bir atomsal iç yapıya sahip olduklarını gösterir. Mineral kristallerinin dış yapıları incelendiğinde düzgün geometrik dış şekilli oldukları görülür. Yine aynı şekilde iç yapılarının da düzgün olduğu görülür. Minerallerin "cıva" gibi sıvı olan tipleri de vardır.

Mineraller homojen bir yapıya sahiptirler. Alınan bir mineral örneğinin her tarafı aynı mineralden ibaret olmalıdır. Ancak her mineralde az veya çok yabancı mineral varlığı bulunmaktadır. Yabancı madde oranının çokluğu, mineralin özelliklerini değiştirir. Esasta; gözle görülebilen boyutta homojen olması basit tanımlama için yeterlidir.Verilebilecek en iyi mineral örneklerinden bazıları:Kuvars,Gümüş,Mika, Selenit,Galen,Demir,Yakut,Elmas tır.

Mineraller, vitaminlerin ve diğer besin maddelerinin etkin bir şekilde kullanılmasını sağladıkları için insan sağlığı açısından da önemlidir ve yeterli miktarlarda alınmalıdırlar.

Mineraller Mineraller, Vitamin Mineral Bu Sitede Yer Almaktadır..



Labels:

Lipoliz

Lipoliz Nedir Lipoliz İle Zayıflama Nasıl Olur Hakkında Bilgi Nedir Nasıl Kullanılır Lipoz Nasıl Etki Sağlar Kimlere Uygulanmaz Kullandıktan Sonraki Belirtiler Nelerdir Bu Sitede Mevcuttur.Lipoliz .Lipoliz

LİPOLİZ İLE ZAYIFLAYIN


Kadın ve erkeklerde en sık görülen sorunların başında olan bölgesel yağ fazlalıkları hiç da göz ardı edilmeyecek bir mesele.Estetik,tıbbi ve cerrahi yöntemler bu sorunla ilgili savaşta bir çok yöntem bulduysa da yine en son trend Amerikada ve Avrupada sıkça uygulanmaya başlayan Lipoliz yöntemi.Bu dönemlerde özellikle sellülit ve bölgesel incelmede sıkça adından söz ettiren lipoliz yönteminin diğer isimleri ise Lipodissolve ,lipoterapi,Lipolizis ya da soya Liposuction terimleridir.Zayıflama ve vücudu forma sokmak için en uygun mevsim kış ayları..oysa çoğumuz bu konuda biraz geç davranıp ancak bahar aylarında acele bir şekilde kurtulmayı akıl ediyoruzBu konuda American Academy of dermatolojinin aktif üyesi olan ve kozmetik dermatoloji konusunda uzun süre tıbbi çalışmaları olan Cilt hastalıkları uzmanı Dr.Melisa Eczacıbaşı 'nın konuyla ilgili bilgilerini paylaştığı yazı (yazının orjinal hali Dr.Melisa Eczacıbaşı nın web sitesinde bulunmaktadır.)
LİPOLİZ NEDİR

Diyetle çözülmeyen ,bölgesel incelme ve sellülit sorunları için bu gün artık Avrupa ve Amerikada soya enjeksiyon yöntemi uygulanıyor.Türkiye de az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem 1995 yılında Brezilyada başladığı ve FDA onayını yeni almış olmasına rağmen bir süredir Avrupa ve ABD de büyük ilgi gördüğünü söylüyor.Dr.Eczacıbaşı bazı insanların kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgelerde aşırı yağ birikimi oluştuğu dikkati çekerek kadınlarda bacak,kalça,karın,bel yan tarafları,erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ birikimine yatkın yerlerdir.
LİPOLİZ HAKKINDA

Son dönemin en gözde zayıflama yöntemlerinden olan lipoliz(lipoterapi) yönteminde etken madde fofatidil kolin(fosfolipid) olan bir ilaç kullanılıyor.Tıpta lesitin adı verilen bu madde canlılar için hayatı bir önem taşır.Yaşayan tüm hücrelerde bulunur ve yaşamsal aktivitelerin hepsinde rol alır.Yaklaşık 7 seneden beri tıpta yüksek kolestrolu düşürmek için kullanılan bu ilaç,göz çevresinde yerleşen ve bir çok tedaviye cevap vermeyen sarımsı yağ bezler içersine enjekte edildiğinde onları küçülttüğünü ve erittiğini gözlemlenmiştir,bu sonuçlardan yola çıkarak vücutta istenmeyen bölgelerde yerleşen yağ fazlalıkların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmüştür,bu lokal fazlalıklar özellikle bel her iki yan tarafı,göbek,bacak ve diz içleri,kol ve ayak bileği ,göz altı hafif torbalanmalar ve gıdı deki hafif fazlalıklardır.Fosfatidil kolin soyadan elde edilen bir madde ve alkolik siroz ve yüksek kolesterol, gibi durumlarda karaciğeri yenileme ve temizleme özellikleri olduğu düşünülüyor,vücutta genel zayıflamadan çok özellikle bazı bölgelerde lokal şekilde yerleşen ve giysilerde kendisini bant şeklinde gösterebilen durumlar için kullanılıyor.Ayrıca her türlü yağ bezesiniz küçültmesinde ve yok edilmesinde bu yöntem denenebilir.Kadınlarda ,erkekler göre nispeten daha başarılı sonuçlar veren bu yöntem mezoterapi uygulamasına benzer bir yöntemle fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde,çok ince üçlü bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşiyor.Dr.Eczacıbaşı mezoterapi konusunda binlerce başarılı sonuçları olması yanında lipoliz sonuçlarını da son derece başarılı olduğunu belirtiyor.Göz altı torbalar yağdan oluşuyorsa ve gıdı bölgesinde fazla yağlanma varsa bu yöntem uygulanabilir.
LİPOLİZ NASIL ETKİ SAĞLAR?

Fosfatidil kolin enjekte edildikten sonra yağ hücrelerdeki zarların geçirgenliklerini değiştirebiliyor,bu durum bazen yağ hücrelerin tamamen deforme edip ortadan kaldırılması şeklinde bazen ise hücre zarının geçirgenliğini artırarak yağ içeriğinin dışarıya çıkartması ile ilgili bir mekanizma,Bu nedenle hücre duvardaki değişiklik ve erimeler sonucunda liposuctiona benzer bir etki elde edilebilceğini gösterilmiştir.Lipoliz seans sayıları ve aralıkları konusunda değişik birkaç metot mevcut,bazen seans araları kısa tutularak(2-4haftada)bir ortalama 4-8 seans uygulanabilirken bazen 5 seansta verilecek toplam ilaç konsantre hale getirerek daha az seansta işlem tamamlanmış oluyor(2 ayda bir uygulama).Herseansla birlikte preblemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte uygulanan bölgelerde ortalama 1 ile 4 cm arasında zayıflama görülür.Bunların sonucunda bir kaç beden zayıflama meydana gelebiliyor.Çok konsantre ve az seans sayısı tercih edilmediği gibi kısa süreler içersinde yapılan uygulamalar da tercih edilmeye biliyor.Dr.Melisa Eczacıbaşı kendi yaptığı uygulamaları 2-4 haftada bir ve kişinin problemin yoğunluğuna göre ortalama 4-8 seans şeklinde tanımlıyor.
LİPOLİZDEN SONRA BEKLENİLEN BELİRTİLER NELERDİR?

Bu uygulama kesinlikle acılı bir yöntem değildir.Mezoterapi iğnesini benzer son derece ince üçlü bir iğne ile uygulama yapılır,tabı ki uygulama yapan doktor hekimin el kabiliyeti da çok önemli bir faktör,merkezimizde uygulanan seanslarda ise hiçbir şekilde aşırı bir ağrı hissi tarif edilmiyor.
Uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık,hassasiyet,kaşınma,ödem bazen küçük morarmalar görülebilir ve bu durum ortalama 3-5 gün devam edebilir,aynı zamanda enjeksiyondan sonraki günde bölgelerde hafif bir ısı artışı ve ağrı his edilebilir,bu belirtiler 1-3 gün içersinde geçiyor.
ETKİ NE ZAMAN BAŞLAR? KAÇ SEANS SÜRER?

Soya lesitin iğneleri,etkisini izlenerek en az 2 hafta aralıklarla yapılmalı,ilk seansın sonuçları ise 2-3 cü haftadan sonra görülmeye başlar,ama erime çok daha uzun süre devam eder,seans sayısı kişiden kişiye göre değişmekle birlikte 3-6 ve ya 4-8 şeklinde olabilir,bir defada kullanılan ilaç miktarı ve yağ kitlesinin yerleşim yeri ve büyüklüğüna göre değişir.(2 haftda uygulanma şekli ve ya 2 ayda bir uygulanma şekilleri mevcut,2 ayda bir uygulamada 4 seansta verilen ilaçın tamamı hepsi aynı seansta enjekte ediliyor). Herseansla birlikte preblemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte uygulanan bölgelerde ortalama 1 ile 4 cm arasında zayıflama görülür. Bunların sonucunda bir kaç beden zayıflama meydana gelebiliyor.
HER HANGİ BİR YAN ETKİ VAR MI?

Yaklaşık 10 yıldan beri kolestrolu düşürmek ve belli bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılan bu ilaç sağlık açısında her hangi bir yan etkisi olmadığı ve bu gün başta Amerika ve Avrupa olmak üzere bir çok ülkede uygulanmaktadır,tabi ki başka tıbbi uygulamalarda da olduğu gibi yan etki yaşamamak için bu konuda gerçekten eğitim ve tecrübesi olana uzman hekimlere baş vurmak gerekir.
EN ÇOK HANGİ BÖLGELER UYGULANIR?

Bölgesel ve kalıcı yağ depoları yok etmek için yararlanabileceğiniz bu yöntem bir kilo verme yöntemi değildir,örneğin doğum sonrası geri kalan yağ kitleleri,kol,bacak,boyun,karın,kalça yağları ve sellülit vakalarında son derece başarılı sonuçlar sağlıyor,başlangıç aşamasında çok fazla bir kilo söz konusu ise kilo vermeleri da şart olabiliyor.
ÖZEL DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
Lipoliz(lipolis) ile birlikte kişi genel vücutta kilo kaybı etmek istiyorsa, Sağlıklı bir beslenme ve diyet yapması gerekir,çünkü bu yöntem genel vücutta kilo kaybından çok bazı bölgelerde yerleşen yağ fazlalıklarda giderilmesinde ve azaltmasında uygulanan bir yöntem, ilaç doğrudan yağ dokusu üzerinde mekanik bir etki yaratıp yağ içeriklerini dışarıya aktarabilip ve ya onu tamamen yok edebiliyor,yağ hücreleri travmatize olduğundan hafif kilo almalarda bu bölgelerde eskisi gibi fazlalıkların görülmesi beklenilen bir durum değil.
KİMLERE UYGULANMAZ?

Hamile hanımlar,şeker hastaları ve kalp rahatsızlığı olanlar,kanser hastaları ve daha önce ağır bir karaciğer sorunu yaşayanlar dikkate alınmalı.(tedaviden ortalaam 1-2 güne kadar alkol almamakta fayda var)
LİPOLİZİN DİĞER ALTERNATİFLERİ İLİ ARASINDAKI FARKLAR?

1.Soya lipoliz’de yağların erime ve vücuttan atılması kendi doğal süreci ile gerçekleşir,hücre zarı geçirgenliğini artırarak,vücut yağlarının hücre dışına çıkması kolaylaşır ve dışardan cerrahi yöntemlerde olduğu gibi bir mudahele gerekmez,yöntem yavaş ama derin etki sağlar.
2.Soya lipolizi yağ hücreleri normal boyutları getirir ve ya bazen onu tamamen yok eder,yağ hücreleri yok etme süreci, liposuctiona benzemesine rağman lipsuction gibi cerrahi bir yöntem değildir.
3.Lipoliz yönteminde sosyal hayatınız hiçbir şekilde etkilenmez,evde oturmanızı gerek yok,cerrahi yöntemlerde görülen morluk ve şişlikların uzun sürmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu olmaz.
4.Soya lipolizi ile uygulanan bölgelerde yağ hücreleri kısmen yok olur,yalnız dokular ameliyatlar kadar hasar görmediğinden daha doğal bir yayılım ile geri döner,ameliyatlardan sonraki dönemlerde ise alınan yağlar tamamen farklı bölgelere gidip yerleşebilir,en doğrusu bu tıp yöntemleri kilosu sabit ve bölgesel yağlanması olan kişilere uygulanmaktır.
En sık sorulan sorular:
Kaç seans uygulamak gerekir?
Kişinin problemin yoğunluğuna göre seans sayısı değişir,ortalama 3-6 seans
Ağrı,acı yapar mı?
Uygulama sırasında ağrı olmaz,bazen uygulamadan sonraki kısa bir sürede iğne yerlerinde hafif bir ağrı olabilir 1-3 günde geçer.
Her hangi bir yan etkisi var mı?
Uzaman hekim ve bu konuda eğitim ve tecrübesi olan kişiler tarafından uygulandığında her hangi bir yan etkisi olmaz.
Hangi durumlarda etkili bir yöntem?
Bölgesel yağ fazlalıklarda bel ,göbek,basen,diz iç kısımlar.....

Lipoliz ,Lipoliz ,Lipoliz ,Lipoliz Vitamin Çeşitleri

Labels:

Diyet , Kan Şekeri Diye Nedir Diyet Nasıl Yapılır Kan şekeri Yükseltilmeli

Diyet , Kan Şekeri Diye Nedir Diyet Nasıl Yapılır Kanşekeri Yükseltilmeli Bu Sitede Yer Almaktadır Diyet Diyet Nedir Ve Nasıl Yapılır Kan Şekeri Yükseltilmedlidir.

KAN ŞEKERİ YAVAŞ YÜKSELMELİ
* Sağlıklı bir zayıflama diyeti günde kaç öğünden oluşmalı? Az ama sık yeme modeli yine geçerli mi? 'Az az ve sık sık beslenme çok önemli' dedik. Bu nedenle, üç ana ve üç ara öğününüz olmalı ki, kan şekeriniz dengelensin ve vücudunuz ana öğünlere tok başlasın. Danışanlarıma uyguladığım bütün diyetlerde altı öğün yemek yemelerini istiyorum.


* 'Bu besinleri korkmadan yiyin, kilo aldırmazlar' diyebileceğimiz gıdalar var mı?
Sebzelerden domates, salatalık, marul, meyvelerden, ekşi tatları nedeniyle kan şekerini daha yavaş yükselttiğinden yeşil erik ve vişne rahatlıkla tüketilebilir.

* Sebzeleri az kalorili diye biliyoruz. Onların içinde de yasaklı olanlar var mı? Havuç, bezelye, mısır gibi sebzeler diyet listelerinde yer almıyor...
Her yiyeceğin, yemek sonrası kan şekerini yükseltme hızları farklıdır. Yiyeceklerin, kan şekerini yükseltme hızlarına "glisemik indeks" adı verilir. Glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler, kan şekerini hızla yükseltir ve devamlı açlık hissi yaratır. Havuç, mısır, bezelye ve patatesin glisemik indeks değerleri yüksek olduğundan, sürekli açlık hissi yaratırlar. Bu nedenle, diyet listelerinde sıklıkla yer verilmemektedir.


KABIZLIĞA KETEN TOHUMU
* Meyvelerin kalori açısından uzak durulması gerekenleri hangileri?
Glisemik indeksi yüksek olan; kavun, karpuz, muz, incir ve kurutulmuş meyvelerden kaçınmak gerekir. ilaçlama ilaçlama birbirinden farklı teknikler içersede her durum ve koşula uygun değildir.

* Peki, hangi meyveleri zayıflamaya çalıştığımız dönemlerde gönül rahatlığı ile tüketebiliriz?
Tüketilen her besinin bir kalorisi olduğu için sınırsız ya da rahatlıkla tüketileceği imajı yanlış olur. Fakat glisemik indeksi düşük olan meyveler (yeşil erik, elma, vişne, çilek, armut vb.) daha rahatlıkla tercih edilebilir.

* Kabızlık sorunu olanlar, vücutlarındaki şişkinlikten şikâyetçidir. Bu kişilere ne önerirsiniz?
Sabahları aç karına ılık su, ara öğünlerde kuru kayısı veya kuru erik, keten tohumu ve beyaz ekmek yerine de kepek ekmek tüketsinler.

* Doğum sonrası dönemde zayıflamaya yardımcı beslenme modeli nasıl olmalı?
Emziklilik dönemi anne adayının kilo vermesinde en verimli dönemdir. Bütün besin gruplarını içeren yeterli ve dengeli bir beslenme uygulanmalıdır. Anne sütünün devamı için bol sıvı alımına dikkat edilmeli (şekersiz komposto, çorba vb.) ve bebek sık sık emzirilmelidir.


* Regl döneminde vücutta şişkinlik ve ödem artıyor. Bu dönemde nasıl beslenilmeli?
Regl dönemindeki hormonal değişiklikler vücutta ödem yapar. Bu dönemde ödem atmamıza yardımcı sebzeler (kabak, lahana, ıspanak, semizotu, maydanoz) tercih edilmeli, ödemi artırdığı için tuz tüketimi azaltılmalıdır. Kahveden ve çaydan, asitli içeceklerden uzak durulmalı, bitki çayları tercih edilmelidir.

* Diyetteyiz ama biraz alkol almak istiyoruz. Kalorisi açısından hangi içkiyi tercih etmekte yarar var?
Alkol de belli oranda vücudumuza enerji verir. Bir gramında yedi kcal enerji bulunur ve karaciğerde yağ olarak depolanır. Bu nedenle, alkol yüzdesi düşük olan şarap veya light bira tercih edilmelidir. Kalp sağlığı açısından da yemeklerle birlikte iki kadeh şarap (kırmızı veya beyaz) tüketebilirsiniz.

Diyet , Kan Şekeri Diye Nedir Diyet Nasıl Yapılır Kanşekeri Yükseltilmeli


Labels:

Etiketler