Vitaminler Hakkında Bilgi Ve Vitaminlerle Sağlıklı Kilo Verme Alma...

Ana Sayfa Kilo Alma Vitamin Çeşitleri Diyet

Kategoriler

Popüler Yayınlar

Lipoliz

9 Kasım 2008 Pazar

Lipoliz Nedir Lipoliz İle Zayıflama Nasıl Olur Hakkında Bilgi Nedir Nasıl Kullanılır Lipoz Nasıl Etki Sağlar Kimlere Uygulanmaz Kullandıktan Sonraki Belirtiler Nelerdir Bu Sitede Mevcuttur.Lipoliz .Lipoliz

LİPOLİZ İLE ZAYIFLAYIN


Kadın ve erkeklerde en sık görülen sorunların başında olan bölgesel yağ fazlalıkları hiç da göz ardı edilmeyecek bir mesele.Estetik,tıbbi ve cerrahi yöntemler bu sorunla ilgili savaşta bir çok yöntem bulduysa da yine en son trend Amerikada ve Avrupada sıkça uygulanmaya başlayan Lipoliz yöntemi.Bu dönemlerde özellikle sellülit ve bölgesel incelmede sıkça adından söz ettiren lipoliz yönteminin diğer isimleri ise Lipodissolve ,lipoterapi,Lipolizis ya da soya Liposuction terimleridir.Zayıflama ve vücudu forma sokmak için en uygun mevsim kış ayları..oysa çoğumuz bu konuda biraz geç davranıp ancak bahar aylarında acele bir şekilde kurtulmayı akıl ediyoruzBu konuda American Academy of dermatolojinin aktif üyesi olan ve kozmetik dermatoloji konusunda uzun süre tıbbi çalışmaları olan Cilt hastalıkları uzmanı Dr.Melisa Eczacıbaşı 'nın konuyla ilgili bilgilerini paylaştığı yazı (yazının orjinal hali Dr.Melisa Eczacıbaşı nın web sitesinde bulunmaktadır.)
LİPOLİZ NEDİR

Diyetle çözülmeyen ,bölgesel incelme ve sellülit sorunları için bu gün artık Avrupa ve Amerikada soya enjeksiyon yöntemi uygulanıyor.Türkiye de az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem 1995 yılında Brezilyada başladığı ve FDA onayını yeni almış olmasına rağmen bir süredir Avrupa ve ABD de büyük ilgi gördüğünü söylüyor.Dr.Eczacıbaşı bazı insanların kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgelerde aşırı yağ birikimi oluştuğu dikkati çekerek kadınlarda bacak,kalça,karın,bel yan tarafları,erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ birikimine yatkın yerlerdir.
LİPOLİZ HAKKINDA

Son dönemin en gözde zayıflama yöntemlerinden olan lipoliz(lipoterapi) yönteminde etken madde fofatidil kolin(fosfolipid) olan bir ilaç kullanılıyor.Tıpta lesitin adı verilen bu madde canlılar için hayatı bir önem taşır.Yaşayan tüm hücrelerde bulunur ve yaşamsal aktivitelerin hepsinde rol alır.Yaklaşık 7 seneden beri tıpta yüksek kolestrolu düşürmek için kullanılan bu ilaç,göz çevresinde yerleşen ve bir çok tedaviye cevap vermeyen sarımsı yağ bezler içersine enjekte edildiğinde onları küçülttüğünü ve erittiğini gözlemlenmiştir,bu sonuçlardan yola çıkarak vücutta istenmeyen bölgelerde yerleşen yağ fazlalıkların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmüştür,bu lokal fazlalıklar özellikle bel her iki yan tarafı,göbek,bacak ve diz içleri,kol ve ayak bileği ,göz altı hafif torbalanmalar ve gıdı deki hafif fazlalıklardır.Fosfatidil kolin soyadan elde edilen bir madde ve alkolik siroz ve yüksek kolesterol, gibi durumlarda karaciğeri yenileme ve temizleme özellikleri olduğu düşünülüyor,vücutta genel zayıflamadan çok özellikle bazı bölgelerde lokal şekilde yerleşen ve giysilerde kendisini bant şeklinde gösterebilen durumlar için kullanılıyor.Ayrıca her türlü yağ bezesiniz küçültmesinde ve yok edilmesinde bu yöntem denenebilir.Kadınlarda ,erkekler göre nispeten daha başarılı sonuçlar veren bu yöntem mezoterapi uygulamasına benzer bir yöntemle fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde,çok ince üçlü bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşiyor.Dr.Eczacıbaşı mezoterapi konusunda binlerce başarılı sonuçları olması yanında lipoliz sonuçlarını da son derece başarılı olduğunu belirtiyor.Göz altı torbalar yağdan oluşuyorsa ve gıdı bölgesinde fazla yağlanma varsa bu yöntem uygulanabilir.
LİPOLİZ NASIL ETKİ SAĞLAR?

Fosfatidil kolin enjekte edildikten sonra yağ hücrelerdeki zarların geçirgenliklerini değiştirebiliyor,bu durum bazen yağ hücrelerin tamamen deforme edip ortadan kaldırılması şeklinde bazen ise hücre zarının geçirgenliğini artırarak yağ içeriğinin dışarıya çıkartması ile ilgili bir mekanizma,Bu nedenle hücre duvardaki değişiklik ve erimeler sonucunda liposuctiona benzer bir etki elde edilebilceğini gösterilmiştir.Lipoliz seans sayıları ve aralıkları konusunda değişik birkaç metot mevcut,bazen seans araları kısa tutularak(2-4haftada)bir ortalama 4-8 seans uygulanabilirken bazen 5 seansta verilecek toplam ilaç konsantre hale getirerek daha az seansta işlem tamamlanmış oluyor(2 ayda bir uygulama).Herseansla birlikte preblemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte uygulanan bölgelerde ortalama 1 ile 4 cm arasında zayıflama görülür.Bunların sonucunda bir kaç beden zayıflama meydana gelebiliyor.Çok konsantre ve az seans sayısı tercih edilmediği gibi kısa süreler içersinde yapılan uygulamalar da tercih edilmeye biliyor.Dr.Melisa Eczacıbaşı kendi yaptığı uygulamaları 2-4 haftada bir ve kişinin problemin yoğunluğuna göre ortalama 4-8 seans şeklinde tanımlıyor.
LİPOLİZDEN SONRA BEKLENİLEN BELİRTİLER NELERDİR?

Bu uygulama kesinlikle acılı bir yöntem değildir.Mezoterapi iğnesini benzer son derece ince üçlü bir iğne ile uygulama yapılır,tabı ki uygulama yapan doktor hekimin el kabiliyeti da çok önemli bir faktör,merkezimizde uygulanan seanslarda ise hiçbir şekilde aşırı bir ağrı hissi tarif edilmiyor.
Uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık,hassasiyet,kaşınma,ödem bazen küçük morarmalar görülebilir ve bu durum ortalama 3-5 gün devam edebilir,aynı zamanda enjeksiyondan sonraki günde bölgelerde hafif bir ısı artışı ve ağrı his edilebilir,bu belirtiler 1-3 gün içersinde geçiyor.
ETKİ NE ZAMAN BAŞLAR? KAÇ SEANS SÜRER?

Soya lesitin iğneleri,etkisini izlenerek en az 2 hafta aralıklarla yapılmalı,ilk seansın sonuçları ise 2-3 cü haftadan sonra görülmeye başlar,ama erime çok daha uzun süre devam eder,seans sayısı kişiden kişiye göre değişmekle birlikte 3-6 ve ya 4-8 şeklinde olabilir,bir defada kullanılan ilaç miktarı ve yağ kitlesinin yerleşim yeri ve büyüklüğüna göre değişir.(2 haftda uygulanma şekli ve ya 2 ayda bir uygulanma şekilleri mevcut,2 ayda bir uygulamada 4 seansta verilen ilaçın tamamı hepsi aynı seansta enjekte ediliyor). Herseansla birlikte preblemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte uygulanan bölgelerde ortalama 1 ile 4 cm arasında zayıflama görülür. Bunların sonucunda bir kaç beden zayıflama meydana gelebiliyor.
HER HANGİ BİR YAN ETKİ VAR MI?

Yaklaşık 10 yıldan beri kolestrolu düşürmek ve belli bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılan bu ilaç sağlık açısında her hangi bir yan etkisi olmadığı ve bu gün başta Amerika ve Avrupa olmak üzere bir çok ülkede uygulanmaktadır,tabi ki başka tıbbi uygulamalarda da olduğu gibi yan etki yaşamamak için bu konuda gerçekten eğitim ve tecrübesi olana uzman hekimlere baş vurmak gerekir.
EN ÇOK HANGİ BÖLGELER UYGULANIR?

Bölgesel ve kalıcı yağ depoları yok etmek için yararlanabileceğiniz bu yöntem bir kilo verme yöntemi değildir,örneğin doğum sonrası geri kalan yağ kitleleri,kol,bacak,boyun,karın,kalça yağları ve sellülit vakalarında son derece başarılı sonuçlar sağlıyor,başlangıç aşamasında çok fazla bir kilo söz konusu ise kilo vermeleri da şart olabiliyor.
ÖZEL DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
Lipoliz(lipolis) ile birlikte kişi genel vücutta kilo kaybı etmek istiyorsa, Sağlıklı bir beslenme ve diyet yapması gerekir,çünkü bu yöntem genel vücutta kilo kaybından çok bazı bölgelerde yerleşen yağ fazlalıklarda giderilmesinde ve azaltmasında uygulanan bir yöntem, ilaç doğrudan yağ dokusu üzerinde mekanik bir etki yaratıp yağ içeriklerini dışarıya aktarabilip ve ya onu tamamen yok edebiliyor,yağ hücreleri travmatize olduğundan hafif kilo almalarda bu bölgelerde eskisi gibi fazlalıkların görülmesi beklenilen bir durum değil.
KİMLERE UYGULANMAZ?

Hamile hanımlar,şeker hastaları ve kalp rahatsızlığı olanlar,kanser hastaları ve daha önce ağır bir karaciğer sorunu yaşayanlar dikkate alınmalı.(tedaviden ortalaam 1-2 güne kadar alkol almamakta fayda var)
LİPOLİZİN DİĞER ALTERNATİFLERİ İLİ ARASINDAKI FARKLAR?

1.Soya lipoliz’de yağların erime ve vücuttan atılması kendi doğal süreci ile gerçekleşir,hücre zarı geçirgenliğini artırarak,vücut yağlarının hücre dışına çıkması kolaylaşır ve dışardan cerrahi yöntemlerde olduğu gibi bir mudahele gerekmez,yöntem yavaş ama derin etki sağlar.
2.Soya lipolizi yağ hücreleri normal boyutları getirir ve ya bazen onu tamamen yok eder,yağ hücreleri yok etme süreci, liposuctiona benzemesine rağman lipsuction gibi cerrahi bir yöntem değildir.
3.Lipoliz yönteminde sosyal hayatınız hiçbir şekilde etkilenmez,evde oturmanızı gerek yok,cerrahi yöntemlerde görülen morluk ve şişlikların uzun sürmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu olmaz.
4.Soya lipolizi ile uygulanan bölgelerde yağ hücreleri kısmen yok olur,yalnız dokular ameliyatlar kadar hasar görmediğinden daha doğal bir yayılım ile geri döner,ameliyatlardan sonraki dönemlerde ise alınan yağlar tamamen farklı bölgelere gidip yerleşebilir,en doğrusu bu tıp yöntemleri kilosu sabit ve bölgesel yağlanması olan kişilere uygulanmaktır.
En sık sorulan sorular:
Kaç seans uygulamak gerekir?
Kişinin problemin yoğunluğuna göre seans sayısı değişir,ortalama 3-6 seans
Ağrı,acı yapar mı?
Uygulama sırasında ağrı olmaz,bazen uygulamadan sonraki kısa bir sürede iğne yerlerinde hafif bir ağrı olabilir 1-3 günde geçer.
Her hangi bir yan etkisi var mı?
Uzaman hekim ve bu konuda eğitim ve tecrübesi olan kişiler tarafından uygulandığında her hangi bir yan etkisi olmaz.
Hangi durumlarda etkili bir yöntem?
Bölgesel yağ fazlalıklarda bel ,göbek,basen,diz iç kısımlar.....

Lipoliz ,Lipoliz ,Lipoliz ,Lipoliz Vitamin Çeşitleri

Labels:

Diyet , Kan Şekeri Diye Nedir Diyet Nasıl Yapılır Kan şekeri Yükseltilmeli

Diyet , Kan Şekeri Diye Nedir Diyet Nasıl Yapılır Kanşekeri Yükseltilmeli Bu Sitede Yer Almaktadır Diyet Diyet Nedir Ve Nasıl Yapılır Kan Şekeri Yükseltilmedlidir.

KAN ŞEKERİ YAVAŞ YÜKSELMELİ
* Sağlıklı bir zayıflama diyeti günde kaç öğünden oluşmalı? Az ama sık yeme modeli yine geçerli mi? 'Az az ve sık sık beslenme çok önemli' dedik. Bu nedenle, üç ana ve üç ara öğününüz olmalı ki, kan şekeriniz dengelensin ve vücudunuz ana öğünlere tok başlasın. Danışanlarıma uyguladığım bütün diyetlerde altı öğün yemek yemelerini istiyorum.


* 'Bu besinleri korkmadan yiyin, kilo aldırmazlar' diyebileceğimiz gıdalar var mı?
Sebzelerden domates, salatalık, marul, meyvelerden, ekşi tatları nedeniyle kan şekerini daha yavaş yükselttiğinden yeşil erik ve vişne rahatlıkla tüketilebilir.

* Sebzeleri az kalorili diye biliyoruz. Onların içinde de yasaklı olanlar var mı? Havuç, bezelye, mısır gibi sebzeler diyet listelerinde yer almıyor...
Her yiyeceğin, yemek sonrası kan şekerini yükseltme hızları farklıdır. Yiyeceklerin, kan şekerini yükseltme hızlarına "glisemik indeks" adı verilir. Glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler, kan şekerini hızla yükseltir ve devamlı açlık hissi yaratır. Havuç, mısır, bezelye ve patatesin glisemik indeks değerleri yüksek olduğundan, sürekli açlık hissi yaratırlar. Bu nedenle, diyet listelerinde sıklıkla yer verilmemektedir.


KABIZLIĞA KETEN TOHUMU
* Meyvelerin kalori açısından uzak durulması gerekenleri hangileri?
Glisemik indeksi yüksek olan; kavun, karpuz, muz, incir ve kurutulmuş meyvelerden kaçınmak gerekir. ilaçlama ilaçlama birbirinden farklı teknikler içersede her durum ve koşula uygun değildir.

* Peki, hangi meyveleri zayıflamaya çalıştığımız dönemlerde gönül rahatlığı ile tüketebiliriz?
Tüketilen her besinin bir kalorisi olduğu için sınırsız ya da rahatlıkla tüketileceği imajı yanlış olur. Fakat glisemik indeksi düşük olan meyveler (yeşil erik, elma, vişne, çilek, armut vb.) daha rahatlıkla tercih edilebilir.

* Kabızlık sorunu olanlar, vücutlarındaki şişkinlikten şikâyetçidir. Bu kişilere ne önerirsiniz?
Sabahları aç karına ılık su, ara öğünlerde kuru kayısı veya kuru erik, keten tohumu ve beyaz ekmek yerine de kepek ekmek tüketsinler.

* Doğum sonrası dönemde zayıflamaya yardımcı beslenme modeli nasıl olmalı?
Emziklilik dönemi anne adayının kilo vermesinde en verimli dönemdir. Bütün besin gruplarını içeren yeterli ve dengeli bir beslenme uygulanmalıdır. Anne sütünün devamı için bol sıvı alımına dikkat edilmeli (şekersiz komposto, çorba vb.) ve bebek sık sık emzirilmelidir.


* Regl döneminde vücutta şişkinlik ve ödem artıyor. Bu dönemde nasıl beslenilmeli?
Regl dönemindeki hormonal değişiklikler vücutta ödem yapar. Bu dönemde ödem atmamıza yardımcı sebzeler (kabak, lahana, ıspanak, semizotu, maydanoz) tercih edilmeli, ödemi artırdığı için tuz tüketimi azaltılmalıdır. Kahveden ve çaydan, asitli içeceklerden uzak durulmalı, bitki çayları tercih edilmelidir.

* Diyetteyiz ama biraz alkol almak istiyoruz. Kalorisi açısından hangi içkiyi tercih etmekte yarar var?
Alkol de belli oranda vücudumuza enerji verir. Bir gramında yedi kcal enerji bulunur ve karaciğerde yağ olarak depolanır. Bu nedenle, alkol yüzdesi düşük olan şarap veya light bira tercih edilmelidir. Kalp sağlığı açısından da yemeklerle birlikte iki kadeh şarap (kırmızı veya beyaz) tüketebilirsiniz.

Diyet , Kan Şekeri Diye Nedir Diyet Nasıl Yapılır Kanşekeri Yükseltilmeli


Labels:

Kan Şekeri Nedir Hakkında Bilgi

Kan Şekeri Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede YEr Almaktadır Vitamin BVitamin Çeşitleri Ve Benzeri Bilgilerin hepsi Bu Sitede Yer Almaktadır Vitamin Ve Vitamin Çeşitleri Kan Şekeri Bu Sitededir.
Kan şekeri, insan vücudunda hassasiyet gösterilen düzenlemelerden bir tanesidir. Belirli hastalıkların takibinde son derece önemli bir kriteridir. Düşük olması da yüksek olması da sağlık sorunlarına neden olabilir. Ancak günümüzde daha çok kan şekeri yüksekliği ciddi bir sorundur.

Kan şekeri nedir?

Kan şekeri vücudu dolaşan kan aracılığı ile tüm hücrelerin kullanımına sunulan enerji verici bir maddedir; bu madde glikoz olduğu için, kan şekeri yerine kan glikozu tabiri de sıklıkla kullanılır. Normal değerleri 70-110 (mg/dl) arasındadır. Düşmesine hipoglisemi, yükselmesine hiperglisemi denir.

Kan şekeri niçin önemlidir?

İnsan vücudundaki tüm hücreler yaşamlarını devam ettirebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Enerjinin bittiği yerde önce hücre yaşamı sonra da o hücrenin ait olduğu canlının yaşamı sona erer. Vücudumuz sadece şekerden değil, yağlardan ve proteinlerden de enerji elde edebilir. Ancak birkaç nedenle enerji kaynağı olarak kan şekeri çok önemlidir;

• Bazı hücrelerimiz enerji kaynağı olarak sadece glikozu kullanabilir ve daima kanda belirli miktarda glikoz bulunmasını arzu ederler. Bu hücrelerin başında sinir hücrelerimiz (yaklaşık 1 trilyon), oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerimiz (yaklaşık 25 trilyon), erkek üreme hücreleri (spermler) gelir. Kan şekerimiz düştüğünde ortaya çıkan bayılmanın asıl nedeni sinir hücrelerinin kandan yeterince şeker alamaması ve ihtiyaç duydukları enerjiyi elde edememesidir. Böylece düzgün çalışamazlar ve vücudu yönetmede zaafiyet ortaya çıkar, kişi bayılır.

• Vücudumuzda en çok enerji tüketen hücreler bizi hareket ettiren kas hücreleridir. Ağırlık olarak yaklaşık vücudumuzun yarısını oluştururlar. Bu hücreler tüm kaynaklardan enerji elde edebilmelerine rağmen, mümkünse glikozu tercih ederler. Bir otomobil ile benzerlik kurmayı denersek; glikoz süper benzin, yağlar ise normal benzin gibidir.

• Vücudumuz ve özellikle kaslarımız, hızla ve çok fazla enerji üretmeye ihtiyaç duyduğunda (ör. koşma- kaçma, spor yapma vs.) glikozdan çok daha hızlı bir şekilde enerji elde edebilir. Yani süper benzin örneğinde olduğu gibi glikoz yağlardan daha kolay ve daha hızlı yakılır ve daha çabuk, daha çok enerji ortaya çıkabilir. Yağların yakılması ve enerjinin ortaya çıkarılması biraz daha uzun zaman alır.

Kan şekeri nasıl ayarlanır?

Vücudumuzda kan şekerini ayarlayan hormonlar vardır. Bunlardan en önemlileri; yükselmesini önleyen ve kan şekerini düşüren insülin, ikincisi düşmesini önleyen ve kan şekerini yükselten glukagon hormonları...ayrıca glukagona yardım eden ve özel durumlarda salınan kortizol ve adrenalin de kan şekerini yükseltir.

Niçin açlık kan şekeri ölçülür?

Yemeklerden sonra kan şekeriniz geçici süreliğine normalin üzerine çıkabilir ve kan şekeriniz yediğiniz yemeğin karbonhidrat içeriğine göre ciddi değişkenlik gösterir. Ancak insülin gerekli miktarda salgılanarak, bu yüksekliği düzeltir. Belirli bir süre açlıktan sonra ise kan şekerinizin normal olmaması için bir neden kalmaz. Böylece açlık durumunda ölçülen şeker düzeyinin hem düşük hem yüksek olması anormallik olarak kabul edilir.

Kan şekerinin ayarlanmasında en önemli organlar hangileridir?

Kan şekeri ayarlanmasında yukarıdaki iki hormonu salgılayan pankreas ile bir şeker deposu (ya da süngeri) olarak çalışan karaciğer en önemli organlardır. Karaciğer insülinin getirdiği mesaj ile kandan glikozu toplar (emer) ve depo eder, böylece kan şekeri düşer. Glukagon ise karaciğere depo ettiği glikozu kana verdirtir; eğer yeterince depo glikoz yoksa ürettirir ve kan şekerini yükseltir.

Kan şekeri yüksekliği ne demektir?

Kan şekeriniz örneğin 120 (mg/dl) ise ve size bir hastalık teşhisi konmamışsa, bu bir sorun olmadığı anlamına gelmez. Kan şekeri yüksekliği kabaca (en sık karşılaşılan) iki ana problemden birinin habercisi olabilir. Ya insülin salgısı yeterli değildir, ya da özellikle karaciğeriniz salgılanan insüline cevap olarak kandan glikozu uzaklaştıramıyor ve içinde depo edemiyordur (sünger gibi ememiyordur). Anlaşılacağı üzere iki durum da şeker hastalığını çağrıştırmaktadır.

Yeterince insülin salgınız olmasına rağmen özellikle karaciğerin insülinin getirdiği mesaja sağır olması durumu “insülin rezistansı” olarak bilinir ve pekçok hastalığın kapısını aralayabilir. Yüksek kan şekeri, zararlıdır ve vücudunuzdaki pekçok hücreyi adeta “oksitleyerek” hasara uğratır. Bu hasarı en çok damarlarımızda yapar ve kan basıncı yükselmesine neden olur. Ayrıca insülin salgılayan pankreasın da zamanla yorulmasına ve daha da az insülin salgılamasına neden olur.

Tamamen sağlıklı olsanız bile kan şekerinize daima dikkat etmelisiniz. Az miktarda yüksekliği bile ileride hastalığa neden olabilir. Peki bu durumda olan bir insan ne yapabilir? Yapılacak en iyi iş, zayıflamaktır. Az miktarda kilo vermek bile (eğer mümkünse göbek çevresinden) karaciğerin insüline olan sağırlığını azaltmada son derece etkindir. Eğer zaten zayıf iseniz o zaman biraz egzersiz yapmayı denemelisiniz. Ayrıca diyetinize dikkat etmeniz ve dengeli-düzenli-yeterli beslenmeniz de size yardımcı olur. Şu noktayı sakın unutmayın; karbonhidrat yemeyerek ya da az karbonhidrat yiyerek (Atkinson diyeti gibi) kan şekeri sorununuzu çözemessiniz. Önemli olan alınan kalorinin kaynağından ziyade ne kadar kalori alındığıdır. Sağlıklı günler dileği ile...

Kan Şekeri , Vitamin Çeşitleri , Kan Şekeri Nedir Hakkında Bilgi



Labels:

Şeker Hastalığı Nedir Hakkında Bilgi

Şeker Hastalığı Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede Mevcuttur Şeker Hastalıkları Ve Vitamin vitamin çeşitlerini Bu Sİtede Bulabilirsiniz.
Diabet - Şeker Hastalığı


Diabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar.Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

Şeker ve İnsülin
Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur.
Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır.

Şeker Hastalığı Nedir Hakkında Bilgi Bu Sitede Mevcuttur Şeker Hastalıkları Ve Vitamin vitamin çeşitlerini Bu Sİtede Bulabilirsiniz.Şeker Hastalığı , Vitamin Çeşitleri


Labels:

Şifalı Bitki Nedir ,Şifalı Bitkiler

Şifalı Bitki Nedir Ve Şifalı Bitkiler Hakkında Bilgi Bulabilirsiniz Şifalı Bitkiler..

Önemli hastalıkların tedavisi mutlaka uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmelidir, ancak ufak tefek her rahatsızlıkta da kişinin hemen doktor kontrolüne girmesi gerekmeyebilir. Şifalı Bitkiler Sitesi size bu konuda yardımcı olacaktır. Size bitkileri tanıtacak, etkinlik biçimleri hakkında bilgilendirecek ve bitkileri doğadan kendi ellerinizle toplayıp kurutmaya sizi davet edecektir. Bu arada da sık sık, şifalı bitki çayları ile kişinin kendini tedavi edebilmesinin ayrıntıları ve sınırları hakkında sizleri uyaracaktır. Bitki çayları ve tentürleri etkili ve zararsız ilaçlardır. Ama önemli hastalıklarda ancak, bir uzmanın uyguladığı tedaviye eşlik edebilir veya onu destekleyebilir.

Şifalı bitkilerle ilgilenmek isteyen kişinin, bitkinin yapısı, organları ve bu organların işlevleri hakkında bazı temel bilgilere sahip olması gerekir. Bir bitkinin çeşitli organları, birbirine benzemeyen çeşitli etken maddeler içerir. Şifalı bitkilerle tedavi alanında bu organlar, bitkisel droglar olarak tanımlanır. Yaygınlıkla kullanılan organ, glikozitler ve alkaloitler içeren yapraklardır. Kök ve yapraklar arasında taşıma işlevi üstlenen bir yol olarak da tanımlanabilecek saplar ise genellikle kullanılmaz, ama bu kural bazı bitkilerde değişebilir. Yani, bazı bitkilerin sapları da etken madde içerebilir. Aynı biçimde, bazı ağaçların kabukları da etken madde açısından zengindir. Yeraltındaki, adeta depo görevi üstlenen sürgünler, biçimlerine göre, köksap, yumru, kök veya soğan adları ile tanımlanır. Kökler, topraktan emdikleri su ve madensel tuzları yapraklara gönderirler. Genellikle şeker, bazen vitaminler ve alkaloitler depolarlar. Çiçek ve meyve, bitkinin soyunun devamının sağlanması görevini üstlenmişlerdir. Genellikle içerdikleri etkin maddeler nedeniyle, şifalı bitkilerle tedavi alanında önemli yere sahiptirler. Toplanmayan çiçek meyve oluşturur. Bitki tohumu, bitkinin gelişme aşamasında gerekli olan etken maddelerin özünü içeren bir depodur. Çiçeksiz bodur bitkiler ise, çiçek tozu (polen) benzeri, sarımsı tozlar üretirler.

Sitemizde, hiçbir yan etki yapıcı veya zehirleyici madde içermeyen, genellikle tanınan şifalı bitkiler ve onların tedavi edici özellikleri tanıtılmaya çalışılacaktır. Bu sitedeki bilgilerle, kendiniz için yararlı olacağına inandığınız reçeteleri gönül rahatlığı içinde uygulayabilirsiniz. Bazen olumlu sonuç alamamanız da söz konusu olabilir. Ama, önerilen reçeteleri uygun biçimde ve dozajlarda uyguladığınızda, kötü bir sonuçla karşılaşmayacağınıza kesinlikle inanabilirsiniz.

Değerli ziyaretçimiz, şifalı bitkilerin tedavi edici gücüne inanabilir ve hatta onlarla başarılı sonuçlar elde etmiş de olabilirsiniz. Ama sağlığınıza gerçekten değer veriyorsanız, özellikle, önemli sonuçlara yol açabilecek hastalıklarda doktora görünmeyi ihmal etmeyiniz! Basit bir rahatsızlık sandığınız belirtiler, yaşamsal önemde bir hastalığın ön belirtileri olabilir!.. Hastalıkların teşhisi ve tedavisi yalnızca uzman tıp doktorlarınca gerçekleştirilebilir!.. Lütfen bu konuyu gözardı etmeyiniz!..

Şifalı bitkilerin tedavi edici gücünden, basit rahatsızlıklarınızı geçiştirmek için yararlanın. Önemli hastalıkların tıbbi tedavisi sırasında da, doktorunuzun onayını almak kaydıyla, bu tedaviye şifalı bitkilerle destek verebilirsiniz. Ama, çok iyi tanımadığınız bitkilerle kendinizi tedavi etmeye hiçbir zaman kalkışmayınız! Doğada her hastalığa çare olabilecek pek çok sayıda şifalı bitki vardır; ama bu bitkileri gereğince kullanabilmek için bilimsel eğitime de kesinlikle gerek vardır!


Şifalı Bitkiler , Vitamin Çeşitleri



Labels:

Sağlıklı Kilo Vermenin Sırları Ve Tüyoları

Sağlıklı Kilo Vermenin Sırları Ve Tüyoları Kilolu(şişko) İnsanların Sağlıklı Kilo Vermesi İçin Bilgiler Aşagıdadır..

Hospitalium Haznedar Hastanesi Diyetisyeni Fatma Koçak yiyerek nasıl zayıflanabileceğine ilişkin ipuçları verdi. Koçak'ın önerilerini herkes rahatlıkla uygulayabilir…


Sağlıklı bir şekilde kilo nasıl verilir?

Günü 6 parçaya bölerek, vücudun ihtiyaç duyduğu kadar besin tüketilmeli, küçük ve masum görünen fakat yağ ve şeker içeriği yüksek; yükte hafif pahada ağır ikramları geri çevirin.

Vücudun yağ ve kas dengesini sağlamada doğru beslenmenin yanı sıra fiziksel aktivite de önemlidir. Beraberinde bir egzersiz programına başlamak ve mümkünse bunu hayat boyu bir alışkanlık haline getirmek gerekmektedir. Bu mümkün değil ise, gün boyu hareket halinde olunmalıdır. Gün içerisinde hareketliliği sağlayacak kısa yürüyüşler, merdiven çıkma gibi fırsatları değerlendirin.

Örneğin masanızda sürekli su bulundurmaktansa, arada bir kalkıp mutfağa gidin ve su için. Dikkat edin; eğer bunu yapmaya bile üşeniyor ve başkalarından rica ediyorsanız; hareketsizliğe alışkın olabilirsiniz.

Yiyerek nasıl zayıflanır?

Kişiden kişiye ve yenilen besinlerin içeriğine göre değişmesine rağmen yemek yedikten 3-4 saat sonra kan şekeri düşer ve karnımız acıkır, bir şeyler yeme isteği duyulur. Biz diyetisyenlerin "az miktarda ve sık sık yemek yiyin" önerimizin temelinde bu yatar. Çünkü iş yoğunluğu veya başka meşguliyetler sebebiyle 6-7 saate varan açlıklar sonucunda dayanılmaz bir açlık duygusu ve hızlı yemek yeme bir araya gelir.

Kısa bir süre içinde, o an için vücudun ihtiyacından çok daha fazla besin tüketilir. Metabolik faaliyetler sonucunda alınan kalorinin bir kısmı kullanılır. Ancak fazlası elbette ki, depolanır. Bu durum sık sık tekrarlanırsa, kilo alma kaçınılmazdır. Bu nedenle 2-3
saatte bir besin tüketmek günlük besin alımının frenlenmesine yardımcı olur.

Diyetlerde su tüketimi artırılır bunun nedeni nedir?

Su, yetişkinlerde vücudun toplamda yüzde 55-60'ını oluşturur. Hayati sıvı denilen kanın yüzde 90' ı, kasların yüzde 75' i, kemiklerin yüzde 25' i ve hatta yağlarınenerji için depolandığı dokunun dahi yüzde10 ila 30' u sudan oluşmaktadır. Bu nedenle vücudun ihtiyacı olan besin ve besin öğelerini alırken, yeterli miktarda suyun da alınması gerekir. Kilo verme esnasında metabolik artıkların uzaklaştırılması için, kilo alma esnasında da hücre yapımı için yeterli miktarda su alınması şarttır.

Kısa sürede kilo vermenin zararları nelerdir?

Yapılan araştırmalar, kısa sürede kilo vermek için günlük alınan kalorinin aşırı derecede kısılması sonucunda, yağ kaybının yanı sıra kas kaybının da fazla olduğunu göstermektedir. Vücudun iskelet kasları dışında kalbin de yapısı kastır. Dolayısıyla tüm bu dokuların kas kitlelerinde azalmalar olmaktadır.

Uzun vadede ise, iç organların zarar görmesi mümkündür. Kaldı ki, hayat boyu kalorisi çok fazla kısıtlanmış bir diyete uyulması imkansızdır. Kilo verdikten sonra düşük kalorili diyetler bırakılır ve sofralar tabir yerindeyse donatılır. Egzersizler azaltılır. Verilen kilolar da aynen ve bazen daha fazlasıyla geri alınır. Geriye gözle görülmeyen ve uzun vadede anlaşılacak tahribatlar
kalır.

Sağlıklı Kilo Vermenin Sırları Ve Tüyoları Kilolu(şişko) İnsanların Sağlıklı Kilo Vermesi İçin Bilgiler Aşagıdadır..Sağlıklı Kilo Vermenin Sırları Ve Tüyoları



Labels:

Protein Nedir ? Hakkında Bilgi Karbonhidratlar , Yağlar , Proteinler

Protein Nedir ? Hakkında Bilgileri Bu Sitede Yane http://vitamincesitleri.blogspot.com Bu Sitede Yer Almaktadır Vitamin Sitesi VE Blog Başlıgımız Vitamin Çeşitleri Tüm Vitaminler Hakkında Bilgi Bu Sitede Yer Almaktadır Sağ Tarafa Baktığınızda Kategorileri Görüyorsunuz.

Dünyadaki bütün canlı organizmalar çeşitli kimyasal maddelerden meydana gelmiştir. Özellikle karbon bileşiklerinden üç gurup, tüm canlıların varlıkları ve hayatlarını devam ettirmeleri bakımından büyük rol oynar. Bu karbon bileşikleri gurupları:

1- Karbonhidratlar

2- Yağlar

3- Proteinler

olarak sıralanırlar. Biz burada bu üç guruptan "protein" leri ele alacağız. Proteinler içlerinde pek az eleman olmasına rağmen tabiattaki en karmaşık maddelerden biridir. Karbon, hidrojen, oksijen ve azottan meydana gelen proteinler, bazı hallerde fosfor ve kükürtlü elemanları da ihtiva ederler. Proteinlerin yukarda değindiğimiz gibi karmaşık bir madde olmasının nedeni,bir protein molekülünde çok sayıda atom bulunmasıdır. Üstelik bunların birleşmeleri ve dizilişleri de çok farklıdır. Öyle ki,moleküllerindeki atomların birleşme ve dizilişleri farklı olan protein türleri sayılamayacak kadar çoktur. Her canlı türünün, kendine has ve başka canlı türünde bulunmayan bazı proteinleri vardır.

Protein,yumurta, süt, et, balık, kümes hayvanlarının eti, buğday,pirinç,bezelye,fasulye gibi besinlerde bulunur. Proteinler, büyümemizi, gelişmemizi, yaraların kendiliğinden kapanmasını sağlar. Başka türlü söylemek gerekirse ,hücrelerin çoğalmasında büyük etkendir. Protein yokluğu, daha doğrusu noksanlığı, canlılarda adale erimesine, ödem vs. hastalıklara zemin hazırlar. Tabiattaki proteinli maddeler,yumurta akı,kesilmiş süt,buğday glüteni,etteki kas lifleri gibi örneklerle belirtilebilir.

Proteinlerin önemi, su ile birlikte bütün canlıların esas maddesi, hayatın temel ilkesi olan protoplazmayı meydana getirmesinden ötürüdür. Ayrıca, bütün hücre çekirdeklerinde taşınan kalıtım maddesini de teşkil ederler. Hayatın en lüzumlu maddesi olan enzimler,temelde proteinden başka bir şey değildir. Proteinler üç önemli guruba ayrılır:

1- Basit proteinler (albüminler)

2- Bileşik proteinler (kromozom çekirdeğindeki proteinler gibi)

3- Türev proteinler

Proteinlerin ilkel maddeleri, kimya diliyle "amino asitler" diye tanımlanan bir sınıf organik bileşiklerdir. Protein moleküllerinin yapısını ilk olarak bilimsel bir şekilde aydınlatan kimse ünlü Alman adamı Emil Ficher'dir.

Proteinler hem asitlerle hem de bazlarla tuz meydana getirirler.Örneğin sütteki kazein, "kalsiyum tuzu" halindedir.Proteinlerin hiçbiri damıtılamaz. Yumurta akı diye bilinen albümin,soğuk suda kendiliğinden çözülür. Sütte, kan serumunda da aynı durum sözkonusudur. Kan serumunda, albüminin yanında bir başka protein daha çözülmüştür ki, buna "globalin" denir. Kemiğin, kıkırdağın organik maddesi olan "kollagen-kollajen" kaynar suda çözülür. Daha önce arıtılmış kollagenden elde edilen çözelti "jelatin" diye isimlendirilir.

Protein Nedir ? Hakkında Bilgi Karbonhidratlar , Yağlar , Proteinler Protein , Karbonhidratlar, Vitamin Çeşitleri Bu Sitede Yer Almaktadır.
Protein Nedir ? Hakkında Bilgileri Bu Sitede Yane http://vitamincesitleri.blogspot.com Bu Sitede Yer Almaktadır Vitamin Sitesi VE Blog Başlıgımız Vitamin Çeşitleri Tüm Vitaminler Hakkında Bilgi Bu Sitede Yer Almaktadır Sağ Tarafa Baktığınızda Kategorileri Görüyorsunuz.

Labels:

Tüp Bebek Nedir Ve Nasıl Yapılır

Tüp Bebek Yöntemi kadından toplanan yumurtaların vücut dışında ,laboratuar ortamında eşinden alınan spermlerle döllendirilmesi ve oluşan embriyoların 2 ile 5 gün sonra tekrar kadın rahmine yerleştirilmesidir. ılk kez ıngiltere’de 1978 yılında tüp bebek yöntemiyle Loise Brown isimli bir kız bebek dünyaya gelmiştir.1990'lardan sonra geliştirilen yeni tedavi yöntemleriyle pek çok ilerlemeler kaydedilmiştir. Günümüzde, her yil binlerce çift bu yöntemlerle çocuk sahibi olmaktadır. Tüpbebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır olmuştur. Bugün, endometriosis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta tüpbebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendirilmektedir.

Tüp bebek tedavisi uzun ve yorucu bir süreçtir. Tüp bebek tedavisi 3 aşamadan oluşmaktadır.1- Yumurta uyarılması;(kontrollü ovarian hiperstimulasyon) Yumurta gelişiminin sağlanması amacıyla çeşitli hormon preparatları kullanılmaktadır.2-Yumurta toplanması.3-Embryo oluşturmak üzere kadından alınan yumurta ile erkekten alınan spermin döllenmesi ve 3-5 gün laboratuvardaki inkübatörlerde saklandıktan sonra embryo transferi. Transferden 10-12 gün sonra gebelik testi yapılır.

Folik asit eksikliğinde bebeklerde oluşabilecek nöral tüp defektlerini önlemek amacıyla tedavinin hazırlık döneminde folik asit preparatları kullanılmaktadır.

Kimlere Tüpbebek (IVF) yapılmaktadır ?

Çiftin korunmadığı ve çocuk isteği olmasına rağmen 1-2 yıl süreyle hamile kalınamadığı durumlarda tüp bebek uygulanmaktadır.Tüpleri tıkalı olanlar (geçirilmiş dış gebelik, enfeksiyon, tüberküloz v.s.) ,3-6 defa ovulasyon indüksiyonu ve aşılama yapılmasına rağmen hamile kalamamış olanlar , ( açıklanamayan infertilite, hafif endometriosis, hafif sperm düşükğü, polikistik over sendromu v.s). Erkekte ciddi sperm bozukluğu bulunması (sayı, hareketlilik azlığı). Sperm sayısı 5 milyon/mL den fazla olanlarda Konvansiyonel IVF veya ICSI , sperm sayısı 5 milyon/mL den az olanlarda ICSI yapılmaktadır.Kadının 40 yaş üstünde olduğu ve hamile kalınamadığı durumlar. Endometriosis (ileri evre). Yaygın karın içi yapışıklıkları olan kadınlar.

Tüp Bebek , Vitamin Çeşitleri , Tüp Bebek Nedir Ve Nasıl Yapılır



Labels:

Vitamin Protein Ve Mineraller Hakkında Bilgi

Vitamin, Protein Ve Mineral Madde Kaynağı

MANTAR YETİŞTİRİCİLİĞİ

Bu dersimizde farklı bir sebzeyi inceleyeceğiz. MANTAR. Protein, vitamin ve mineral maddeler bakımından zengin olan bu sebze insan sağlığını koruyucu özelliklere sahiptir.

Ama bu öğreneceğimiz mantar kültür mantarıdır. Doğada kendiliğinden yetişen ve zehirli olan doğa mantarlarından değildir. Kültür mantarının hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır.

İşte bu dersimizde kültür mantarının özelliklerini tanıyarak kademe kademe nasıl yetiştirildiğini öğreneceğiz.

Unutmayın çok dikkat ve özen isteyen bir üretim şeklidir.

FARKLI BİR SEBZE MANTAR

Ülkemizde kültür mantarı yetiştiriciliğinin 15-20 yıllık bir geçmişi vardır. Mantarın besin değeri ve ekonomik önemi anlaşıldıktan sonra mantar üretimi ülkemizde de gelişmeye başlamıştır. 1970'li yıların başında 80 ton civarında olan üretimimiz 1980'li yılların başında 300 ton ve 1990 yılı başlarında da yaklaşık 3500-4000 tona ulaşmış bulunmaktadır.

DEĞİŞİK YERLERDE ÜRETİLİR

Mantar üretiminin yapılacağı yer, mantarın verim ve kalitesini etkiler. O nedenle sıcaklık, nem ve havalandırma yönünden uygun koşullara sahip yerlerde mantar üretimi yapılabilir. Mantar; mağara, tünel, toprakaltı galerileri, ticari soğuk hava depoları, kümesler, depo ve bodrum katlarıyla modern mantar işletmelerinde, ranza, kasa, ya da plastik torbalarda üretilir.

VİTAMIN, PROTEIN VE MİNERAL MADDE KAYNAĞI

Yemeklik mantar proteince zengin olması yanında insan sağlığını koruyucu B kompleks vitaminleri B1 (Thiamin), B2 (Riboflavin), B5 (Nicostinicasit, B7 (Biothin) ve mineral maddeler kalsiyum, demir, fosfat, potas ve bakır bakımından zengin bir besin maddesidir. Karbonhidrat ve yağ oranın düşük olması nedeniyle dengeli beslenme yönünden yemeklik mantar bir diyet yemek olarak önerilmektedir.

ŞAPKA, SAP VE MİSEL

Yemeklik mantar yapı olarak toprak altı organları ve toprak üstü organları olarak iki bölümden oluşmaktadır. Toprak altı organları diğer bitkilerde köklerin üstlendiği görevleri yerine getiren misellerdir. Miseller mantarın bulunduğu ortamda tutunabilmesi ve ortamda bulunan su ile suda çözülmüş besin maddelerinin alınmasını sağlar. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır.

Vitamin Protein Ve Minareller Hakkında Bilgi Vitamin Mineral, Vitamin Protein, Vitamin Çeşitleri



Labels:

Vitamin Mineral Besin Desteği Dogal ÜRünler Ve Antı Agıng



Prof. Dr. Metin Özata'nın hazırladığı ''VITAMIN-MINERAL BESIN DESTEGİ-DOĞAL ÜRÜNLER ve ANTI-AGING HAKKINDA BILMENIZ GEREKEN HERSEY'' kitabı yakında GÜRER YAYINCILIK tarafindan basiliyor.

Ülkemizde ve dünyada son yıllarda vitamin ve mineral ilaçları yanı sıra besin desteği ürünleri tüketiminde büyük bir artış vardır. Bu ilaçların ve ürünlerin kullanımının bilinçsizce yapıldığı ve bazı kişilerde yan etkiler yaptığı bilinen bir gerçektir. Özellikle bitkisel olarak tanımlanan ve doğal olduğu iddia edilen besin destekleri reçetesiz satıldığı için satın almak veya ulaşmak kolaydır. Halbuki bu ürünlerin de bir doktorun gözetiminde kullanılması gerekir. Özellikle hastalığı olan ve ilaç kullanan kişilerin bu tür bitkisel-herbal ürünler kullanırken daha çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu ürünlerin hastalık tedavisi için kullanılamayacağı sadece destek ürünleri olduğu veya tamamlayıcı oldukları unutulmamalıdır. İlaçları bırakıp sadece bu tür bitkisel besin destekleri ürünleriyle tedavi olmayı düşünmek kadar yanlış bir şey olamaz.

Vitamin ve mineraller günlük diyetin vazgeçilemez besin ögleridir. Yeterli ve dengeli beslenmek vitaminlerin ve minerallerin yeterli alınmasını sağlar. Bununla birlikte bazı şartlar altında ve belirli yaş grubunda ilave vitamin ve mineral desteğine ihtiyacımız olmaktadır. Bazı kişiler doktoruna sormadan rastgele vitamin ilaçları almaktadır. Bu ilaçların da fazlası zararlıdır ve kullanımı konusunda bilinçli olmak gerekmektedir.

Anti-aging son yıllarda dünyada ve ülkemizde artan bir oranda popülerleşmiştir. Anti-aging bizim anladığımız anlamda yaşamı uzatma anlamına gelmez. Anti-aging sağlıklı beslenme ve vücut sağlığının devamının sağlanması için alınması gereken önlemler ve destekleri içerir. Maalesef bu konuda da yanlış uygulamalar ve hormon tedavileri yapılabilmektedir. Henüz dünyada insanlarda yaşlılığı durduracak bir ilaç ortaya konmamış ve kullanılmamaktadır.


Genel, vitamin, mineral, doğal ürünler, bitkisel ilaçlar, besin destekleri, herbal, vitaminler, mineraller, süper gıda, anti-aging |



Labels:

Etiketler